Sigma YMM

5 Ocak 2004

Konu: 2 Ocak 2004 tarih ve 25334 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la vergi mevzuatında yapılan değişiklikler

1. VERGİ USUL KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

1.1. Fatura düzenleme süresi 7 güne indirilmiştir.

Bilindiği üzere faturaların, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 10 gün içinde düzenlenmesi zorunludur. Kanuna göre 10 günlük süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılmakta ve her yıl tekrar belirlenen tutarlardan az olmamak üzere fatura tutarının % 10’u kadar özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.

5035 sayılı Kanunun 48/ 1) b) maddesi ile fatura düzenleme süresi olan 10 gün, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 7 güne indirilmektedir.

Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren faturaların, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi halde yani, 7 günlük süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacak ve fatura başına 107 milyon (2004 yılı için) liradan az olmamak üzere % 10 oranında özel usulsüzlük cezası uygulanacaktır.

1.2. Özel Tüketim Vergisi maliyet veya gider yazılabilecektir.

Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu’nun 269 uncu maddesi gereği, iktisadî işletmelere dahil bilûmum gayrimenkuller ile gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatı, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer taşıtlar ile gayrimaddi hakların maliyet bedelleri ile değerlenmesi zorunludur.

Kanunun 270 nci maddesine göre maliyet bedeline, satınalma bedelinden başka, makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri ile mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderlerin de eklenilmesi gerekmekte olup Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerinin maliyet bedeline eklenmesi veya genel giderler arasında gösterilmesi hususunda mükellefler serbest bırakılmıştır.

5035 sayılı Kanunun 48/ 1) c) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, Vergi Usul Kanunu’nun 270 inci ikinci fıkrasında yer alan “Taşıt Alım Vergilerini” ibaresi “Özel Tüketim Vergilerini” şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Özel Tüketim Vergilerinin de Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri gibi maliyet bedeline eklenmesi veya genel giderler arasında gösterilmesi hususunda mükelleflere seçimlik hak tanınmaktadır.

2. 6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

2.1. Gecikme zammı ay kesirleri için günlük olarak hesaplanacaktır.

Aylık olarak her ay için ayrı ayrı hesaplanmakta olan gecikme zammı hesabı sırasında ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmekte ve ay kesirlerinin tam olarak dikkate alınmasından vazgeçilerek ay kesirlerine isabet eden gecikme zammının günlük olarak hesap edilmesine başlanılmaktadır.

Ay kesirlerinin günlük olarak hesaplanacak olması nedeniyle, fazla gecikme zammı hesaplanmaması amacı ile vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının mümkün olan en kısa süre içerisinde ödenmesine, bir aylık sürenin beklenilmemesine özel önem gösterilmelidir.

2.2 Vergi ziyaı cezaları ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme alacakları dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.

6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi gereği vergi ziyaı cezalarında normal oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme alacaklarında ise normal oranın yarısı ölçüsünde gecikme zammı uygulanmakta olup ceza mahiyetinde olan diğer amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmekte idi.

5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi, 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmekte ve vergi ziyaı cezaları ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme alacakları dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmesi uygulamasına son verilmektedir.

Bu nedenle 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren vergi ziyaı cezaları ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme alacakları dışındaki usulsüzlük, özel usulsüzlük cezaları gibi ceza mahiyetinde olan amme alacakları için gecikme zammı uygulanmayacaktır.

2.3 Gecikme zammı bileşik faiz usulüyle hesaplanabilecektir.

6183 sayılı Kanun gereği vadesinde ödenmeyen amme alacakları için gecikme zammı, basit faiz usulüyle hesaplanmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi, 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmekte ve Bakanlar Kuruluna gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatma yetkisi verilmektedir.

Bu nedenle Bakanlar Kurulunun sözkonusu yetkiyi kullanması durumunda gecikme faizi, bileşik faiz usulüyle hesaplanacaktır.

2.4 Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumunda zamanaşımı kesilecektir.

6183 sayılı Kanuna göre amme alacakları, vâdesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmemiş olması durumunda zamanaşımına uğramaktadır. Ancak ödeme, haciz tatbiki, ödeme emri tebliği gibi durumlarda zamanaşımı kesilmekte ve kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren de yeni bir 5 yıllık süre işlemeye başlamaktadır.

5035 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine 31.12.2003 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen fıkra ile amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumu da zamanaşımı kesen durum olarak tanımlanmış olup bu durumda yeni bir 5 yıllık zamanaşımı süresi başlayacaktır.

3. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

3.1. KDV Beyannameleri ertesi ayın 20 nci günü verilecek, ödemeler ise 26 ncı günü yapılacaktır.

24.04.2003 tarihinde yayımlanan 4842 sayılı Kanunla ertesi ayın 25’i olan KDV beyannamesi verme ve ödeme süreleri 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren ertesi ayın 23’üne çekilmişti. Bu değişikliğe göre KDV beyannamelerinin, mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlarca vergilendirme dönemini takibeden ayın, işi bırakan mükelleflerce işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın 23 üncü günü akşamına kadar vergi dairelerine verilmesi ve ödenmesi zorunlu idi.

5035 sayılı Kanunun 48/ 3) a) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren KDV beyanname verme süresi izleyen ayın 20’sine çekilmiş ve 48/ 3) b) maddesi ile de beyanname verme süreleri ile ödeme süreleri birbirinden farklılaştırılarak ödemenin, beyanname verilecek ayın 26 ncı günü akşamına kadar yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Katma değer vergisi mükelleflerine ait 1 No.lu KDV beyannamesi ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

-Kanunun 9 uncu maddesine göre dar mükellef kurumlara sağlanan brüt kazançlar üzerinden hesaplanan KDV’ye ait 2 No.lu KDV beyannamesi, ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

-İşi bırakan mükelleflere ait KDV beyannamesi işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

3.2. Fazla tahsil edilen katma değer vergileri indirim hakkına sahip olanlara da iade edilecektir.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8 inci maddesine göre, vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösteren mükellefler ile Kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu sebeplerle fazla ödenen vergiler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8/2 maddesine göre, indirim hakkına sahip olmayanlara iade edilirken indirim hakkına sahip olanlara iade edilmemektedir.

5035 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8/2 maddesi 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmekte ve sözkonusu sebeplerle fazla ödenen vergilerin bu vergileri ödeyenlerin indirim hakkının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ilgililere iadesi hususunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Bakanlığın sözkonusu yetkiyi kullanması halinde, indirim hakkına sahip mükellefler de vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakları bulunmadığı halde düzenledikleri bu tür vesikalarda katma değer vergisi göstermeleri veya Kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı göstermeleri nedeniyle ödedikleri fazla vergileri iade alacaklardır.

3.3. Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler nedeniyle yüklenilen KDV’ler indirim veya iade konusu yapılamayacaktır.

Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13/ b maddesi gereği KDV’den müstesnadır. Kanunun 13 üncü maddesindeki istisnanın tam istisna olması nedeni ile sözkonusu işlemlerle ilgili olarak ödenen KDV, tahsil edilen KDV’den indirilmekte, vergiye tabi işlemin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen KDV vergi dairesince nakden veya mahsuben iade edilmektedir.

5035 sayılı Kanunun 49/1 maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren 13/b maddesi yürürlükten kaldırılmakta ancak Kanunun 17/ 4) maddesinde 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren ı) bendi olarak yeniden düzenlenmektedir.

Böylece deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler eskiden olduğu gibi yine KDV’den istisna edilmektedir. Ancak 13 üncü maddeden farklı olarak 17 nci maddedeki istisnanın kısmi istisna olması nedeniyle bu işlemlerle ilgili olarak ödenen KDV’nin tahsil edilen KDV’den indirilmesi, nakden veya mahsuben iadesi sözkonusu olmayacaktır.

Dolayısıyla 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren, liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçları için hizmet ifa eden mükelleflerin bu hizmetleri nedeniyle yüklendikleri vergiler, indirim konusu yapılamayacak ve gider veya maliyet olarak muhasebeleştirileceklerdir.

3.4. Gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler KDV’ye tabi tutulacaktır.

Kanunun 16/ 1) c) maddesi gereği “transit ve gümrük antreposu rejimleri ile serbest bölgeler, geçici depolama yerleri ve gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler.” vergiden müstesnadır.

5035 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren 16/ 1) c) maddesi, “Gümrük Kanunundaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar,” olarak değiştirilmektedir.

Bu değişiklik sonucu transit, gümrük antrepo rejimleri, geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar eskiden olduğu gibi KDV’den istisna edilmekte ancak gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler KDV’ye tabi tutulmaktadır. Bu nedenle 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren free-shoplar gibi gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler üzerinden KDV hesaplanacaktır.

Diğer yandan sözkonusu değişiklikle serbest bölgelerde verilen hizmetler, 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 16/ 1) c) maddesi kapsamından çıkartılmış ve Kanunun 17/ 4) maddesinde yeniden düzenlenen ı) bendi kapsamına alınmıştır.

Böylece 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar ile serbest bölgelerde verilen hizmetler, transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama hükümlerinin uygulandığı mallarla birlikte KDV istisnasından yararlanmaya devam edecek ancak gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler KDV’te tabi olacaktır.

5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 20/3 maddesine göre 5035 sayılı 2 Ocak 2004 tarihinden önce başlayan inşaat taahhüt işlerinde Katma Değer Vergisi Kanununun 16/ 1) c) maddesinin 5035 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre işlem yapılacaktır.

3.5. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin teslimi KDV’den istisnadır.

5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 17/ 4) b) maddesi değiştirilmekte ve fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin teslimi KDV’den istisna edilmektedir.

Buna göre, Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren bağışlanan gıda maddelerinin teslimi sırasında KDV hesaplanmayacaktır.

Diğer yandan istisnanın 17 nci maddede yeralması nedeniyle gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddeleri nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve bu gıda maddelerinin maliyet bedeli ile birlikte değerlendirilmeleri gerekecektir.

3.6. Metal, plastik, kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi KDV’den istisnadır.

Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 51 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile Kanunun 9 uncu maddesine istinaden hurda metal alımlarında teslim bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin belli bir oranının alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmek üzere vergi stopajına tabi tutulmasına başlanılmış, 81 Seri No.lu Tebliğle atık kağıt ve hurda plastik teslimleri, 86 Seri No.lu Tebliğle de hurda veya atık cam teslimleri de KDV stopajına tabi tutulmuştu.

5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 17/ 4) g) maddesi değiştirilmekte ve metal, plastik, kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi, KDV’den müstesna hale getirilmektedir.

Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren metal, plastik, kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi sırasında KDV stopajı uygulanmayacak olup bu teslimler nedeniyle KDV hesaplanmayacaktır. Ancak istisnanın Kanunun 17 nci maddesinde yeralması nedeniyle sözkonusu teslimler nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve gider veya maliyet olarak değerlendirilmeleri gerekecektir.

3.7. Dore külçe altın teslimi KDV’den istisnadır.

5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 17/ 4) g) maddesinde değiştirilmekte ve dore külçe altın teslimleri de külçe altın teslimleri gibi KDV’den istisna edilmektedir.

Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yapılacak dore külçe altın (altın ve gümüş ile çok daha az miktarlardaki diğer metallerin homojen karışımından oluşan altın) teslimlerinde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak istisnanın Kanunun 17 nci maddesinde yeralması nedeniyle sözkonusu teslimler nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve gider veya maliyet olarak değerlendirilmeleri gerekecektir.

3.8. Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri KDV’den istisnadır.

5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 17/ 4) maddesine n) bendi eklenmekte Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri KDV’den istisna edilmektedir.

Bu nedenle Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri nedeniyle 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren KDV hesaplanmayacaktır.

3.9. Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen maddelerle ilgili uygulama değiştirilmiştir.

4369 sayılı Kanunla KDV Kanunu’nun 29/ 2 inci maddesi değiştirilmiş ve Bakanlar Kurulunca vergi oranları indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup yılı içinde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek sınırı aşan (2002 yılı için 4 milyar TL) vergilerin mükelleflere iadesi uygulamasına başlanılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 29/ 2 maddesi değiştirilmektedir. Buna göre Bakanlar Kurulu’nca vergi oranları indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulu’nca tespit edilecek sınırı aşan vergiler bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenecektir. Kanuna göre yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi nakden iade edilecektir.

Böylece 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yıl yerine teslim ve hizmetin gerçekleştiği ay esas alınacak ve sınırı aşan vergiler doğrudan iade edilmeksizin mükellefin vergi, SSK ve kamuya olan borçlarına mahsup edilecektir. Yıl içinde mahsuben iade edilemeyen vergi ise nakden ödenecektir.

Diğer yandan 5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle Kanuna eklenen geçici 20/4 maddeye göre 2003 takvim yılında gerçekleştirilen indirimli orana tâbi işlemlerle ilgili iade taleplerinde, Kanunun 29/ 2 maddesinin 5035 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre işlem yapılır. Yani 2003 takvim yılında gerçekleştirilen indirimli orana tâbi işlemlerle ilgili iade talepleri eskiden olduğu gibi, 74, 76 ve 85 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve esaslara göre yürütülecektir.

3.10. KDV iadesi mükellefin vergi, SSK ve kamuya olan borçları ile sınırlandırılabilecektir.

Bilindiği üzere, Kanunun istisna edilmiş işlemlerde indirimle ilgili 32 nci maddesine göre Kanunun 11 inci maddesindeki ihracat, 13 üncü maddesindeki araçlar, petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlar, 14 üncü maddesindeki taşımacılık ve 15 inci maddesindeki diplomatik istisna nedeniyle KDV hesaplamayan mükellefler sözkonusu işlemlerle ilgili olarak ödedikleri KDV’yi, tahsil ettikleri KDV’den indirmekte ve KDV’ye tabi işlem olmaması veya tahsil edilen verginin ödenen vergiden az olması hallerinde indiremedikleri KDV’nin, nakden veya mahsuben iadesini istemektedirler.

5035 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu 32 nci maddeye ekleme yapılmakta ve Maliye Bakanlığı’na katma değer vergisi iadesini, hak sahiplerinin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsup suretiyle sınırlama yetkisi verilmektedir.

Maliye Bakanlığı’nın sözkonusu yetkiyi kullanması halinde, katma değer vergisi iadesi mükellefin;

-Vergi borçlarına,

-Sosyal sigorta prim borçlarına,

-Genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan borçlarına,

-Döner sermayeli kuruluşlara olan borçlarına,

-Sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan işletmelere olan borçlarına,

-Özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin edilen mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına,

mahsup edilecektir.

3.11. Yurt içi teslimleri ve ifaları kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracında nakden veya mahsuben iade yapılmayacaktır.

KDV Kanunu’nun 32 nci maddesine göre 11, 13, 14 ve 15 inci maddeler uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili olarak ödenen KDV, tahsil edilen KDV’den indirilmekte, indirimin mümkün olmaması halinde ise indirilemeyen KDV nakden veya mahsuben iade edilmektedir.

Kanunun 33 üncü maddesinde göre de indirim hakkı tanınan işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde, ödenen KDV’nin ancak indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmı indirim konusu yapılmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren 32 nci maddeye hüküm eklenmekte ve yurt içi teslimleri ve ifaları kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracında 32 nci maddenin uygulanmaması öngörülmektedir. Bu durumda sözkonusu mal ve hizmetler nedeniyle ödenen KDV’lerin, nakden veya mahsuben iadesi mümkün olmayacaktır.

Diğer yandan 5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle KDV Kanunu’na eklenen geçici 20/2 maddesine göre 5035 sayılı 2 Ocak 2004 tarihine kadar gerçekleşen ve hem tam istisna hem kısmi istisna kapsamına giren işlemlere ilişkin olarak yüklenilen vergiler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 32 nci maddesine göre iade edilecektir.

3.12. Teknoloji geliştirme bölgelerinde üretilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetler katma değer vergisinden müstesnadır.

5035 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 06.07.2001 tarih ve 24454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na geçici 2 nci madde eklenmekte ve bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri de 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesna kılınmaktadır.

Bu düzenlemeye paralel olarak 5035 sayılı Kanunun 11 nci maddesi ile KDV Kanunu’na geçici 20 nci madde eklenmekte ve 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na göre teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesna kılınmaktadır.

Diğer yandan Maliye Bakanlığı’na program ve lisans türleri itibarıyla KDV istisnasından yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetki verilmektedir.

3.13. 1.3.2001 - 24.04.2003 tarihleri arasında katma değer vergisi iade alacaklarının SSK prim borçlarına mahsubunu isteyen işverenlerin mahsup talepleri yerine getirilinceye kadar geçen süre için gecikme zammı uygulanmayacaktır.

Maliye Bakanlığı, 1.3.2001 tarihinde yayımladığı bir Tebliğle KDV Kanunu’nun 11, 13, 14 ve 15 nci maddeleri uyarınca vergiden istisna olan işlemler ile 29/2 maddesine göre Bakanlar Kurulunca vergi oranı indirilen teslim ve hizmetlerden doğan katma değer vergisi iadelerinin, hak sahibi mükellefin kendisinin, ortaklarının ve mal ya da hizmet satın aldığı mükelleflerin Sosyal Sigortalar Kurumu prim borçlarının mahsup edilmesi uygulamasına başlamıştı.

SSK Kanununda bu yönde bir değişiklik yapılmaması ve vergi dairelerince mahsup işlemlerinin SSK prim borçlarının vade tarihine kadar tamamlanamaması nedeniyle zamanında ödenmeyen SSK prim borçları için gecikme zammı uygulanmaya başlanılmıştı.

24.04.2003 tarihinde yayımlanan ve 24.04.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4842 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile de 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80 inci maddesine bir fıkra eklenmiş ve SSK prim borçlarının, katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle de ödenmesinin mümkün olduğu SSK Kanununda da hüküm altına alınmıştı. Kanuna göre, katma değer vergisi iade hakkı sahibi; kendisinin, mal ya da hizmet satın aldığı veya iştirak ya da ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu işverenlerin prim borçları için de mahsup talep edebilecektir.

Bu kez 5035 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere Sosyal Sigortalar Kanunu’na geçici madde 88 eklenmekte ve 1.3.2001 ila 24.04.2003 tarihleri arasında katma değer vergisi iade alacağının prim borçlarına mahsubunu isteyen işverenler hakkında, vergi dairesine süresinde başvurmuş olmaları kaydıyla, Katma Değer Vergisi mevzuatına göre yapılan mahsup talepleri yerine getirilinceye kadar geçen süre için gecikme zammı uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır. Kanuna göre uygulanmış olan gecikme zammı tutarları SSK’nın bağlı olduğu Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde işverenlere nakden veya Kurumun alacaklarına mahsup suretiyle iade edilecektir.

Bu nedenle 1.3.2001 ila 24.04.2003 tarihleri arasında KDV iade alacaklarının prim borçlarına mahsubunu isteyen ancak vergi dairesine süresinde başvurmuş olmalarına rağmen vergi dairesince mahsup talepleri yerine getirilinceye kadar geçen süre için SSK tarafından gecikme zammı hesaplanan işverenlerin SSK tarafından uygulanan gecikme zammı tutarlarını nakden veya mahsuben iade almaları için belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde SSK’ya başvurmaları gerekmektedir.

4. GELİR VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

4.1. Gerçek kişilerce 2004 yılında elde edilen stopaja tabi mevduat faizleri, repo kazançları, özel finans kurumlarınca katılma hesaplarına ödenen kâr payları ile menkul kıymet yatırım fonu kâr payları için yıllık beyanname verilmeyecektir.

4444 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 55 inci madde ile gerçek kişilerce (ticari işletmeye dahil olan gelirler hariç) 01.01.1999-31.12.2002 tarihleri arasında elde edilen ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş bulunan mevduat faizleri, repo kazançları, özel finans kurumlarınca katılma hesaplarına ödenen kar payları ile menkul kıymet yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kâr payları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştı. 4783 sayılı Kanunun 8/2 maddesi ile de bu istisnanın uygulama süresi 31.12.2003 tarihine kadar uzatılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ h) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu istisnanın uygulama süresi 31.12.2004 tarihine kadar uzatılmaktadır.

Buna göre gerçek kişilerce (ticari işletmeye dahil olan gelirler hariç) 2004 yılında elde edilen ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş bulunan;

-Mevduat faizleri,

-Repo kazançları,

-Özel finans kurumlarınca katılma hesaplarına ödenen kar payları ile,

-Menkul kıymet yatırım fonu kar payları

için yıllık beyanname verilmeyecek, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

4.2. Gerçek kişilerce elde edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri ve alım-satım kazançları ile ilgili istisnanın uygulama süresi 1 yıl daha uzatılmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’na 4710 sayılı Kanunla eklenen geçici 59 uncu madde ile gerçek kişilerce (ticari işletmeye dahil olan gelirler hariç), 26.07.2001-31.12.2002 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarından elde edilen faiz gelirleri ve alım-satım kazançları toplamının, 2001 yılında 50 milyar liralık kısmı, izleyen yıllarda da bu tutarın yeniden değerleme oranı ile artırılmış tutarı olmak üzere, 2004 yılı sonuna kadar gelir vergisinden istisna edilmişti. 4783 sayılı Kanunun 8/3 maddesi ile de istisnaya konu menkul kıymetlerin ihraç tarihi 31.12.2003’e uygulama süresi de 2005 yılına kadar uzatılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ j) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren istisnaya konu menkul kıymetlerin ihraç tarihi 31.12.2004’e, uygulama süresi de 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmıştır. Böylece, 31.12.2004 tarihine kadar ihraç edilecek Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarından elde edilecek faiz gelirleri ve alım-satım kazançları da istisna uygulaması kapsamına dahil edilmiş olmaktadır.

Buna göre, gerçek kişilerce (ticari işletmeye dahil olan gelirler hariç) 2004 yılında, 26.07.2001-31.12.2004 tarihleri arasında ihraç edilen Devlet tahvilleri ve Hazine bonolarından elde edilen faiz gelirleri ve alım-satım kazançları toplamının 156.505.290.000 TL’si gelir vergisinden istisnadır.

4.3. Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesine istinaden düzenlenen Muhtasar Beyannameler ertesi ayın 20 nci günü verilecek, ödemeleri ise 26 ncı günü yapılacaktır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun muhtasar beyanname verme zamanı ile ilgili 98 inci maddesi gereği, Kanunun 94 üncü maddesi çerçevesinde vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20 inci günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeleri ve ödemelerini de aynı süre içinde yapmaları mecburidir.

24.04.2003 tarihinde yayımlanan 4842 sayılı Kanunla ertesi ayın 20’si olan Muhtasar beyanname verme ve ödeme süresi 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren ertesi ayın 23’üne uzatılmıştı.

Bu kez 5035 sayılı Kanunun 48/ 4) e) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Muhtasar beyanname verme süresi tekrar izleyen ayın 20’sine alınmış ve 48/ 4) f) maddesi ile de beyanname verme süresi ile ödeme süresi birbirinden farklılaştırılarak ödemenin, beyanname verilecek ayın 26 ncı günü akşamına kadar yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesine istinaden düzenlenen;

-Aylık muhtasar beyannameler, ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

-Üç aylık muhtasar beyannameler, Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 20 nci günü günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

4.4. Gelir geçici vergi beyannameleri üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu günü verilebilecek ve ödemeleri de 17 nci günü yapılabilecektir.

Kanunun mükerrer 120 nci maddesine göre Bakanlar Kurulu, ticarî kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının geçici vergi dönemlerini üç aya indirmeye ve geçici verginin beyan ve ödeme sürelerini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 15 inci günü akşamı olarak belirlemeye yetkili olup hesaplanan geçici verginin, geçici vergi dönemini izleyen ikinci ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi dairesine beyan edilmesi ve aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) g) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Bakanlar Kuruluna geçici verginin beyan süresini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu, ödeme süresini ise 17 nci günü akşamı olarak belirlemeye yetki verilmekte olup hesaplanan geçici verginin, geçici vergi dönemini izleyen ikinci ayın 10 uncu günü akşamına kadar vergi dairesine beyan edilmesi ve 17 nci günü akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bakanlar Kurulunun sözkonusu yetkisini kullanması halinde geçici vergi beyannamelerinin üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu günü verilmesi, ödemesinin de 17 nci günü yapılması gerekecektir.

4.5. Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri izleyen yılın Mart ayının 15 inci günü verilecek, 1. taksitleri Mart ayının 31 inci, 2 inci taksitleri ise Temmuz ayının 31 inci günü ödenecektir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 92 nci maddesi gereği, geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanların yıllık gelir vergisi beyannamelerini izleyen yılın Ocak ayı içinde, geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olanların yıllık gelir vergisi beyannamelerini izleyen yılın Şubat ayı içinde, diğer hallerde izleyen yılın Mart ayı içinde vergi dairelerine vermeleri zorunlu idi.

4842 sayılı Kanunun 11 nci maddesi ile 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere, geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanların da yıllık gelir vergisi beyannamelerini izleyen yılın Mart ayı içinde vermelerine karar verilmişti.

5035 sayılı Kanunun 48/ c) maddesi ile de 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilme süreleri Mart ayının 15 inci günü ve Şubat ayının 15 inci günü olarak yeniden belirlenmek suretiyle kısaltılmış olup taksit dönemleri değiştirilmemiştir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 2003 yılı dahil;

-Bir takvim yılına ait yıllık gelir vergisi beyannamesi (geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlar dahil) izleyen yılın Mart ayının 15 inci günü verilecek ve 1 inci taksit 31 Mart, 2 nci taksit ise 31 Temmuz günü ödenecektir.

-Geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olanların yıllık gelir vergisi beyannameleri, izleyen yılın Şubat ayının 15 nci günü verilecek ve Şubat ve Haziran aylarında iki eşit taksitte ödemesi yapılacaktır.

4.6. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedeli ticari kazançlardan indirilebilecektir.

5035 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kanunun 40 ıncı maddesine 10 uncu bent eklenmiş ve fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin gider olarak indirilmesi kabul edilmiştir.

Buna göre, Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedeli, kanunen kabul edilen gider olarak kaydedilecektir.

Diğer yandan sözkonusu gıda maddelerinin teslimi de KDV’den istisna olduğundan bu maddelerin alımı veya imali sırasında yüklenilen KDV’lerin de maliyet bedeli içerisinde gider olarak kaydı gerekecektir.

4.7. Dekapaj işleri inşaat işi sayılmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) a) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi değiştirilmiş ve dekapaj işleri de inşaat işi kapsamına alınmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren dekapaj işlerinin de birden fazla takvim yılına sirayet etmesi halinde, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde olduğu gibi kâr veya zararının işin bittiği yıl kati olarak tespit edilmesi ve tamamının o yılın geliri sayılarak mezkûr yıl beyannamesinde gösterilmesi ile % 5 stopaja tabi tutulması uygulamasına başlanılmıştır.

4.8. Geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih, işin bitim tarihi kabul edilecektir.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) b) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanununun 44 nci maddesi değiştirilmiş ve inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin işin bitim tarihi olarak kabul edilmesine başlanılmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın düzenlendiği tarih yerine geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih, işin bitim tarihi olarak kabul edilecektir.

4.9. Serbest meslek erbabının hasılattan indirebileceği giderlerin kapsamı genişletilmiştir.

5035 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren serbest meslek erbabının kazançlarının tespitinde kabul edilen giderlerin kapsamı genişletilmiş ve serbest meslek erbabının da ticari kazanç sahipleri gibi vergilendirilebilmeleri sağlanmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilecektir:

“1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler(İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).

“2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye'de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla) ile 27 nci maddede yazılı giyim giderleri.

“3. Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla).

“4. Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak zararlar dahil).

“5. Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri.

“6. Alınan mesleki yayınlar için ödenen bedeller.

“7. Mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedelleri.

“8. Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatlar.

“9. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçlar.

“10. Mesleki faaliyetle ilgili olarak kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar.

“Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından doğan tazminatlar gider olarak indirilemez.”

4.10. Mazbut vakıflara yapılan bağış ve yardımlar ile eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla yapılan bağış ve yardımların tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilecektir.

5035 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilebilecek sigorta primi, bağış ve yardımlarla ilgili 89 uncu maddesine ekleme yapılmakta ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile belediyeler dahil diğer kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı olan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin; bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla abide eserin kayıtlı olduğu kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların tamamının yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilmesi kabul edilmektedir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile

-Belediyeler dahil diğer kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla abide eserin kayıtlı olduğu kurum ve kuruluşlara,

yapılan bağış ve yardımların tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilebilecektir.

4.11. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilebilecektir.

5035 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilebilecek sigorta primi, bağış ve yardımlarla ilgili 89 uncu maddesine ekleme yapılmakta ve fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamının yıllık beyanname ile bildiren gelirlerden indirilmesi kabul edilmektedir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamı, ticari kazanç sahipleri dışında gelirlerini yıllık beyanname ile bildiren diğer gelir sahiplerinin gelirlerinden de indirilebilecektir.

4.12. Mazbut vakıflara ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmayacaktır.

Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/ 5. b) maddesi gereği “Vakıflar ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden,” gelir vergisi stopajı yapılmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) d) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren madde “Vakıflar (mazbut vakıflar hariç) ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden,” şeklinde değştirilmiştir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren mazbut vakıflara ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmayacak ancak mülhak vakıflar ile derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi stopajı yapılmaya devam edilecektir.

4.13. Vakıflar ve derneklerin iktisadi işletmelerinden elde edilenler dışında kalan ve tevkifata tabi tutulmamış olan her türlü gelirlerinden gelir vergisi stopajı yapılmasını öngören hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

4369 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/ 6 ncı maddesine aşağıdaki c) bendi eklenmişti:

“Vakıflar ve derneklerin (kanunla kurulan dernek ve vakıflar ile sendikalar, meslek odaları ve bunların üst kuruluşları, borsalar ve siyasi partiler hariç), iktisadi işletmelerinden elde edilenler dışında kalan ve tevkifata tabi tutulmamış olan her türlü gelirlerinden (dernek ve vakıflara kuruluşları sırasında tahsis edilen sermaye, üyelerine emeklilik aylık ve ikramiyesi vermek üzere çalışan vakıfların aidat gelirleri hariç, sıfır oranda tevkifata tabi tutulmuş gelirleri ile bağış ve yardımlar dahil);

“i) Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu menfaatlerine yararlı sayılan dernekler için (Bu bent gereğince yapılan tevkifat binde birden fazla olamaz),

“ii) Diğer vakıf ve dernekler için (Bu bent gereğince yapılan tevkifat yüzde birden fazla olamaz),”

Ancak stopaj oranlarını belirleyen Bakanlar Kurulu Kararlarında stopaj oranının tüm dernek ve vakıflar için hep % 0 olarak belirlenmesi nedeniyle bu madde fiilen uygulanmamıştır.

5035 sayılı Kanunun 49/ 2) maddesi ile de 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

4.14. Yıllık beyannamede gösterilen kazanç ve iratlardan kesilen vergilerin iade veya mahsup usul ve esasları belirlenecektir.

Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun 121 inci maddesine göre yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan bu kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi’nden mahsup edilmekte, mahsubu yapılan miktarın Gelir Vergisi’nden fazla olması durumunda aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilmekte ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine de kendisine red ve iade edilmektedir.

5035 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun 121 inci maddesine ekleme yapılmakta ve Maliye Bakanlığı’na, iadeyi mahsuben veya nakden yaptırma, inceleme raporuna, yeminli mali müşavir raporuna veya teminata bağlama ve iade için aranılacak belgeleri belirleme yetkisi verilmekte ve bu yetkinin; kazanç türleri, iade şekilleri, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın hukuki statüsü veya belli hadler çerçevesinde de kullanılabileceği belirtilmektedir.

Diğer yandan Kanuna göre sözkonusu mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla yapılacaktır.

İkmalen veya resen yapılan tarhiyatlarda mahsup işlemi ise, mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih esas alınarak yapılacak olup aranan belgelerin tamamlanması aşamasında yapılan tahsilatlar yönünden düzeltme yapılmayacaktır.

4.15. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile yönetici şirketler, bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ve bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personeline 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisi istisnası tanınmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 06.07.2001 tarih ve 24454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa geçici 2 nci madde eklenmekte ve

-Yönetici şirketlerin 4691 sayılı Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile

-Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki

-yazılım ve

-AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları

31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Diğer yandan aynı madde ile bölgede çalışan;

-Araştırmacı,

-Yazılımcı ve

-AR-GE personelinin

bu görevleri ile ilgili ücretleri de 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesna kılınmaktadır.

5. KURUMLAR VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

5.1. 2004 yılında Kurumlar Vergisi Oranı % 33 olarak uygulanacaktır.

Bilindiği üzere 4842 sayılı Kanun gereği, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren fon payı (SSDF) uygulaması yürürlükten kaldırılmıştır. Fon payı ödenmemesinin 2004 yılı bütçesindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacı ile 5035 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na, 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren geçici 32 nci madde eklenmiştir.

Buna göre 2004 yılı kazançlarının vergilendirilmesinde kurumlar vergisi oranı % 33 olarak uygulanacak olup bu oran, 2004 yılı üçer aylık geçici vergilendirme dönemleri ile ilgili geçici verginin hesabında da dikkate alınacaktır.

Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar ise 2 Ocak 2004 tarihinden önce kapanmış dönemlerle ilgili geçici vergi hesabında bu oranı uygulamayacaklardır.

Diğer yandan % 33’lük kurumlar vergisi oranı, sadece 2004 yılı kazançları için geçerli olacak 2005 ve sonraki yıl kazançları % 30 oranında vergilendirilecektir:

5.2. Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesine istinaden düzenlenen Muhtasar Beyannameler ertesi ayın 20 nci günü verilecek, ödemeleri ise 26 ncı günü yapılacaktır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun muhtasar beyanname verme zamanı ile ilgili 98 inci maddesi gereği, Kanunun 94 üncü maddesi çerçevesinde vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeleri ve ödemelerini de aynı süre içinde yapmaları mecburidir. 4842 sayılı Kanunla ertesi ayın 20’si olan Muhtasar beyanname verme ve ödeme süresi 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren ertesi ayın 23’üne uzatılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) e) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Muhtasar beyanname verme süresi tekrar izleyen ayın 20’sine alınmış ve 48/ 4) f) maddesi ile de beyanname verme süresi ile ödeme süresi birbirinden farklılaştırılarak ödemenin, beyanname verilecek ayın 26 ncı günü akşamına kadar yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun 94 üncü maddesine istinaden düzenlenen;

-Aylık muhtasar beyannameler, ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

-Üç aylık muhtasar beyannameler, Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü yapılacaktır.

5.3. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 24 üncü maddesine istinaden düzenlenen Muhtasar Beyannameler eskiden olduğu gibi, ertesi ayın 20 nci günü verilecek, ödemeleri de 20 nci günü yapılacaktır.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 24 üncü maddesi gereği, dar mükellefiyete tabi kurumlara bir ay içinde nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen kazanç ve iratlar ile bunlardan kesilen kurumlar vergisinin, müteakip ayın 20 nci günü akşamına kadar bağlı bulunulan vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirilmesi ve Kanunun 41 inci maddesi gereği aynı gün ödenmesi zorunlu idi. 4842 sayılı Kanunla 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren ertesi ayın 20’si olan Muhtasar beyanname verme ve ödeme süresi ertesi ayın 23’üne uzatılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) b) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Muhtasar beyanname verme süresi tekrar izleyen ayın 20’sine alınmış ödeme süresi ile ilgili 41 inci maddede herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Buna göre, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 24 üncü maddesine istinaden düzenlenen muhtasar beyannamenin ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar verilmesi ve ödemenin de aynı süre içinde yapılması gerekmektedir.

5.4. Kurum geçici vergi beyannameleri üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu günü verilebilecek ve ödemeleri de 17 nci günü yapılabilecektir.

Kurumlar Vergisi mükellefleri Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120 nci maddesinde belirtilen esaslara göre kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödemektedirler. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120 nci maddesi ile Bakanlar Kurulu’na, geçici vergi dönemlerini üç aya indirmeye ve geçici verginin beyan ve ödeme sürelerini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 15 inci günü akşamı olarak belirlemeye yetki vermiş olup hesaplanan geçici verginin de geçici vergi dönemini izleyen ikinci ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi dairesine beyan edilmesi ve aynı süre içinde de ödenmesi gerekmektedir.

5035 sayılı Kanunun 48/ 4) g) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Bakanlar Kuruluna geçici verginin beyan süresini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu, ödeme süresini ise 17 nci günü akşamı olarak belirleme yetkisi verilmekte olup hesaplanan geçici verginin de geçici vergi dönemini izleyen ikinci ayın 10 uncu günü akşamına kadar vergi dairesine beyan edilmesi ve 17 nci günü akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

Bakanlar Kurulunun sözkonusu yetkisini kullanması halinde geçici vergi beyannamelerinin üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10 uncu günü verilmesi, ödemesinin de 17 nci günü yapılması gerekecektir.

5.5. Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannameleri izleyen yılın Nisan ayının 15 inci günü verilecek, ödemesi de Nisan ayının 30 uncu günü yapılacaktır.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 21 inci maddesi gereği, Kurumlar Vergisi Beyannamesi hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ay içinde verilmekte ve 40 ıncı maddesi gereği Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında 3 eşit taksitte ödenmekte idi. 4842 sayılı Kanunla 40 ıncı madde değiştirilmiş ve 2003 yılı gelirlerine de uygulanmak üzere 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kurumlar Vergisinin beyanname verme süresi içinde bir defada ödenmesi kararlaştırılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ 5) a) maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 21 inci, 48/ 5) c) maddesi ile de 40 ıncı maddesi, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmektedir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Kurumlar Vergisi Beyannamesi hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın 15 inci günü verilecek,

-Kurumlar Vergisi, 2003 yılı dahil beyannamenin verileceği ayın sonuna kadar tek taksitte ödenecektir.

Dolayısıyla normal hesap dönemi uygulayan mükelleflerin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ertesi yılın 15 Nisan günü verilecek, kurumlar vergisi ise 30 Nisan günü tek taksitte ödenecektir.

5.6. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedeli ticari kazançlardan indirilebilecektir.

5035 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ıncı maddesine 10 uncu bent eklenmiş ve fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin gider olarak indirilmesi kabul edilmiştir.

Bu durumda Kurumlar Vergisi mükellefleri de Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren bağışladıkları gıda maddelerinin maliyet bedelini, gider olarak kaydedebileceklerdir.

Diğer yandan sözkonusu gıda maddelerinin teslimi de KDV’den istisna olduğundan bu maddelerin alımı veya imali sırasında yüklenilen KDV’lerin de maliyet bedeli içerisinde gider olarak kaydı gerekecektir.

5.7. Mazbut vakıflara yapılan bağış ve yardımlar ile eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla yapılan bağış ve yardımların tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilecektir.

5035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kurumlar Vergisi Kanunu’nun indirilecek giderlerle ilgili 14 üncü maddesine ekleme yapılmakta ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile belediyeler dahil diğer kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı olan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin; bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla abide eserin kayıtlı olduğu kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların tamamının hasılattan indirilmesi kabul edilmektedir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile

-Belediyeler dahil diğer kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nezdinde eski eser tescilli abide eserlerin bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla abide eserin kayıtlı olduğu kurum ve kuruluşlara,

yapılan bağış ve yardımların tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilebilecektir.

5.8. Yıllık beyannamede gösterilen kazanç ve iratlardan kesilen vergilerin iade veya mahsup usul ve esasları belirlenecektir.

Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44 üncü maddesine göre beyannamede gösterilen kazançlardan bu kanuna ve Gelir Vergisi Kanununa göre kesilmiş olan vergiler hesaplanan Kurumlar Vergisinden mahsup edilmekte, mahsubu yapılan tutarın hesaplanan vergiden fazla olması durumunda aradaki fark, vergi dairesince mükellefe bildirilmekte ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine de iade veya mahsup edilmektedir. Ancak bir yıl içinde müracaat etmeyen mükellef bu hakkı kaybetmektedir.

5035 sayılı Kanunun 17 inci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44 üncü maddesine ekleme yapılmakta ve Maliye Bakanlığı’na, iadeyi mahsuben veya nakden yaptırma, inceleme raporuna, yeminli mali müşavir raporuna veya teminata bağlama ve iade için aranılacak belgeleri belirleme yetkisi verilmekte ve bu yetkinin; kazanç türleri, iade şekilleri, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın hukuki statüsü veya belli hadler çerçevesinde de kullanılabileceği belirtilmektedir.

Diğer yandan Kanuna göre sözkonusu mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibarıyla yapılacaktır.

İkmalen veya resen yapılan tarhiyatlarda mahsup işlemi ise, mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih esas alınarak yapılacak olup aranan belgelerin tamamlanması aşamasında yapılan tahsilatlar yönünden düzeltme yapılmayacaktır.

5.9. Kanunun geçici 28/a) maddesinde değişiklikler yapılmıştır.

5.9.1. İstisnanın uygulanma süresi 31.12.2004 tarihine kadar uzatılmıştır.

4444 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici 28/ a) maddesi eklenmiş ve 1.1.1999-31.12.2002 tarihleri arasında uygulanmak üzere, tam mükellefiyete tabi kurumların iştirak hisselerinin veya gayrimenkullerinin satışından doğan kazancın, satışın yapıldığı yılda kurum sermayesine ilave edilen kısmı, kurumlar vergisinden müstesna kılınmış ve bu istisnadan, kurumların üretim ve turizm yatırım veya işletme belgesine sahip turizm tesislerinin ve bu tesislere ilişkin gayrimenkullerinin tamamının veya bir kısmının, teşvik belgeli yatırım yapmak üzere kurulacak olan bir sermaye şirketine veya yeni kurulacak yabancı ortaklı bir anonim şirkete ayni sermaye olarak konulması halinde de uygulanması hükme bağlanmış ve 4783 sayılı Kanunla, istisnanın uygulanma süresi 31.12.2003 tarihine kadar uzatılmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ 5) d) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, sözkonusu istisnanın uygulanma süresi 31.12.2004 tarihine kadar uzatılmaktadır.

5.9.2. Ortak olunan şirketlerin Geçici 28/a maddesi uygulamaları nedeniyle ortaklarca elde edilen menkul sermaye iratlarının durumu tartışma yaratacaktır.

Geçici 28/ a) maddenin 4503 sayılı Kanunla 29 Ocak 2000 tarihinden itibaren değiştirilen üçüncü alt bendine göre; “Bu kazançların sermayeye ilavesi nedeniyle ortaklarca elde edilen menkul sermaye iradı için beyanname verilmez, başka gelirler nedeniyle verilen beyannameye bu gelir dahil edilmez. Üretim veya turizm tesislerinin ve bu tesislere ilişkin gayrimenkullerin tamamının veya bir kısmının teşvik belgeli yatırım yapmak veya kurulacak bir sermaye şirketine veya yeni kurulacak yabancı ortaklı bir anonim şirkete ayni sermaye olarak konulmasından doğan ve bu maddeye göre vergiden müstesna tutulan kazançlar, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b-ii) alt bendine göre vergi tevkifatına tabi tutulmaz. Bu hüküm uyarınca vergiden istisna edilen diğer kazançlar için ise bu vergi tevkifatı % 15 olarak uygulanır. Bakanlar Kurulu bu oranı işlemlerin türlerine göre ayrı ayrı veya topluca % 0'a kadar indirmeye veya kanuni oranına kadar artırmaya yetkilidir.”

Sözkonusu bent, 5035 sayılı Kanunun 49/ 3) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

4842 sayılı Kanunla yatırım indirimi istisnası hariç, kurumlar vergisinden istisna kazançlar üzerinden stopaj yapılması uygulamasına son verilmesi ve sadece kâr dağıtımında stopajın zorunlu hale gelmesi nedeniyle bu bendin iptal edilmesinin herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Ancak 4369 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/ 6. b. i) maddesine “(Kârın sermayeye ilavesi/eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.)” hükmü eklenmesine rağmen Maliye Bakanlığı’nın, ortak olunan şirketlerden bu şirketlerin geçici 28/a maddesi uygulamaları nedeniyle ortaklarca elde edilen menkul sermaye iratlarını beyana tabi tutması nedeniyle tartışmalar doğmuş ve geçici 28/a maddesine, “Bu kazançların sermayeye ilavesi nedeniyle ortaklarca elde edilen menkul sermaye iradı için beyanname verilmez, başka gelirler nedeniyle verilen beyannameye bu gelir dahil edilmez.” hükmü eklenmişti.

Sözkonusu hükmün iptal edilmesi bu tartışmaların tekrar yapılması sonucunu doğuracaktır.

5.10. Kanunun geçici 29 uncu maddesinde değişiklikler yapılmıştır.

5.10.1. İstisnanın uygulanma süresi 31.12.2004 tarihine kadar uzatılmıştır.

4605 sayılı Kanunla 31.12.2003 tarihine kadar uygulanmak üzere, Kurumlar Vergisi Kanunu’na geçici 29 uncu madde eklenmiş ve Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların aktifinde kayıtlı olan gayrimenkuller ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar ile bu bankalara doğrudan veya dolaylı olarak iştiraki bulunan tam mükellef sermaye şirketlerinin aktifinde kayıtlı olan gayrimenkuller ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazançların satışın yapıldığı yılda banka sermayesine ilave edilen kısmı kurumlar vergisinden müstesna kılınmış ve 3.7.2001 tarihinde, Türkiye'de faaliyet gösteren bankalara borçlu durumda olan tam mükellef sermaye şirketleri ve kefilleri tarafından bu borçlara karşılık bankalara devredilen gayrimenkul ve iştirak hisselerinden doğan kazançlar da istisna kapsamına alınmıştı.

5035 sayılı Kanunun 48/ 5) e) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, sözkonusu istisnanın uygulanma süresi 31.12.2004 tarihine kadar uzatılmaktadır.

5.10.2. Tüzel kişiliğin sona ermesi şartı aranmaksızın yurt dışında kurulu bankaların Türkiye'deki şubeleri de geçici 29 uncu madde kapsamına alınmıştır.

5035 sayılı Kanunun 48/ 5) e) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, Türkiye'de faaliyette bulunan bankalarla ilgili olarak geçici 29 uncu maddede yeralan hükümlerden, Türkiye'de faaliyette bulunan özel finans kurumları yanında tüzel kişiliğin sona ermesi şartı aranmaksızın yurt dışında kurulu bankaların Türkiye'deki şubeleri de yararlanabilecektir.

5.11. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile yönetici şirketler, bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ve bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personeline 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisi istisnası tanınmaktadır.

5035 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 06.07.2001 tarih ve 24454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa geçici 2 nci madde eklenmekte ve

-Yönetici şirketlerin 4691 sayılı Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile

-Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki

-yazılım ve

-AR-GE faaliyetlerinden

elde ettikleri kazançları 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

Diğer yandan aynı madde ile bölgede çalışan;

-Araştırmacı,

-Yazılımcı ve

-AR-GE personelinin

bu görevleri ile ilgili ücretleri de 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesna kılınmaktadır.

6. MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6.1. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda kullanılan terimler yenilenmiştir.

5035 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile değiştirilen Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 2 nci maddesi çerçevesinde, anılan kanunda yer alan terimlerin taşıdığı anlamlar 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren aşağıdaki şekilde dikkate alınacaktır.

“1- Motorlu taşıt: Karada, havada, deniz, göl ve nehirlerde insan, hayvan ve eşya taşımaya yarayan ve makine kuvvetiyle hareket eden taşıtlardır.

“2- Otomobil: Yapısı itibarıyla, sürücüsü dahil en çok sekiz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu araçtır.

“3- Motosiklet: İki veya üç tekerlekli sepetli veya sepetsiz motorlu araçlardır. Bunlardan karoserisi yük taşıyabilecek şekilde sandıklı veya özel biçimde yapılmış olan ve yolcu taşımalarında kullanılmayan üç tekerlekli motosikletlere yük motosikleti (triportör) denir.

“4- Minibüs: Yapısı itibarıyla sürücüsü dahil dokuz ile onbeş oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu araçtır.

“5- Otobüs: Yapısı itibarıyla sürücüsü dahil en az onaltı oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu araçtır. Troleybüsler de bu sınıfa dahildir.

“6- Kaptıkaçtı: Şoföründen başka, oturmaları şartıyla en çok yedi yolcu alabilen, insan taşımak için imal edilmiş olan ve bu maksatla kullanılan, yerle temas halinde dört tekerleği bulunan, şekil ve yapılışı itibarıyla otomobilden farklı olan motorlu taşıtlardır (Carry-all, Travel-all, Jeep-station ve benzerleri bu sınıfa dahildir.).

“7- Arazi taşıtı: Karayollarında yolcu veya yük taşıyabilecek şekilde imal edilmiş olmakla beraber bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilen motorlu araçtır.

“8- Panel van: Azami toplam ağırlığı 3500 kilogramı geçmeyen, kapalı kasalı (yandan camlı olanlar dahil), sürücü kısmından başka tek veya daha fazla sıralı oturma yeri bulunan, insan ve yük taşımak için imal edilmiş olan taşıtlardır.

“9- Motorlu karavan (kamp taşıtı): Yük taşımasında kullanılmayan, iç tasarımı tatil yapmaya uygun teçhizatlarla donatılmış, hizmet edebileceği kadar yolcu taşıyabilen motorlu taşıttır.

“10- Kamyonet: İzin verilebilen azami yüklü ağırlığı 3,5 tonu geçmeyen ve yük taşımak için imal edilmiş motorlu araçtır.

“11- Kamyon: İzin verilebilen azami yüklü ağırlığı 3,5 tondan fazla olan ve yük taşımak için imal edilmiş motorlu araçtır.

“12- Çekici: Römork ve yarı römorkları çekmek için imal edilmiş olan ve yük taşımayan motorlu araçtır.

“13- Yat, kotra ve her türlü motorlu tekneler: Spor ve gezinti amacıyla özel olarak kullanılan her boyda içten ve dıştan takma motorla hareket eden tekneler ile motorlu, yelkenli teknelerdir. Motorlu yelkenli tekneler, Türkiye Yelken Federasyonuna kayıtlı olup, Federasyondan yelken numarası almış, motorları olan yelkenli teknelerdir.

“14- Motor gücü: Taşıtların motorlarını imal eden fabrikalarca uluslararası normlara göre tespit olunan ve kanunlarda (BG) olarak ifade olunan devamlı beygir gücüdür.

“15- Motor silindir hacmi: Taşıtların motorlarını imal eden fabrikalarca uluslararası normlara göre tespit olunarak teknik belgelerinde gösterilen ve ilgili mevzuatları gereğince cm³ cinsinden ifade olunan motor hacmidir.

“16- Azami toplam ağırlık: Taşıtların karayollarında güvenle ve yapıya zarar vermeden geçebilmeleri için saptanan toplam ağırlıktır.

“17- Azami kalkış ağırlığı: Bir uçak veya helikopterin; azami yakıt, yük, yolcu ve teçhizatı dahil kalkışı için özel teknik emirlerinde izin verilen ve yazılı olan kilogram cinsinden ağırlığıdır.

“18- Yaş: Motorlu taşıtlarda model yılına göre geçen süredir. Bu süre takvim yılı itibarıyla tespit edilir.

“19- Kayıt ve tescil: Motorlu taşıtların ilgili mevzuat gereğince trafik, belediye veya liman ile Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce tutulan sivil hava vasıtaları siciline yapılan kayıt ve tescilini ifade eder.”

6.2. Maluller ve engelliler tarafından kullanılan taşıtlara ilişkin istisna genişletilmiştir.

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 4/c maddesi uyarınca sadece bizzat maluller tarafından kullanılan özel tertibatlı olarak imal edilmiş taşıtlara tanınan motorlu taşıtlar vergisi istisnası, 5035 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aşağıdaki şekilde değiştirilerek genişletilmiştir.

“c) Sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtlar.”

6.3. Motorlu Taşıtlar Vergisi kapsamındaki taşıtların yaşlarının belirlenmesinde geçerli olan esas değiştirilmiştir.

Önceki uygulamada, takvim yılından daha yeni model taşıtların vergilendirilmesinde içinde bulunulan takvim yılının modeli esas alınırken,5035 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile değiştirilen Kanunun 11 inci maddesi uyarınca, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere taşıtların, tescil belgesinde yazılı olan model yılında bir yaşında olduğu kabul edilecektir.

6.4. 4837 sayılı Kanun ve 4962 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde 2003 yılında ödenen Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi ile Taşıt Vergisinin 2004 yılında ödenecek Motorlu Taşıtlar Vergisinden mahsup edilmesine olanak sağlanmıştır.

5035 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 4 üncü madde ile ve 4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükümlerine göre ek motorlu taşıtlar vergisinin taksitlerini kısmen veya tamamen ödeyen mükelleflerden bu ödemeleri mahsup veya iade edilmemiş bulunanlar ile 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanunun 21 inci maddesi hükümlerine göre taşıt vergisini ödeyen mükelleflerin ödediği tutarların, 2004 yılı için tahakkuk edecek olan motorlu taşıtlar vergisinden mahsup edilmesine olanak sağlanmıştır.

Mahsuptan sonra ödenmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi olması halinde söz konusu vergi 2004 yılı taksit aylarında ödenecek, mahsup edilemeyen tutar ise mükellefin talebi üzerine iade olunacaktır. Öte yandan, ödeme zamanlarında ödenmemiş olan ek motorlu taşıtlar vergisi ile taşıt vergisi terkin edilecektir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış olup, Bakanlığın tebliğ ile uygulamaya yön vermesi beklenmektedir.

6.5. 2004 Yılında Uygulanacak Motorlu Taşıtlar Vergisi Tutarları Belirlenmiştir.

5035 sayılı Kanunla getirilen değişiklikler ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu çerçevesinde yapılacak vergilendirmede, ağırlık-yaş ölçülerinin esas alınmasından vazgeçilerek, motor hacmi-yaş ölçülerinin esas alınmasına başlanmıştır.

Bu çerçevede, (I) sayılı tarifede yer alan taşıtlara ait motor silindir hacmi ve (II) sayılı tarifede yer alan kamyonet, kamyon, çekici ve benzeri taşıtlara ait azami toplam ağırlık bilgilerinin trafik tescil belgesinde bulunmaması nedeniyle mükellefler tarafından talep edilmesi halinde; trafik tescil kuruluşları ile yetkili bayiler veya ilgili vergi daireleri bu bilgileri ihtiva eden bir belgeyi mükellefe vermekle yükümlü kılınmışlardır.

Bu ölçüler kullanılarak kanunla belirlenen ve 2004 yılında uygulanacak olan motorlu taşıtlar vergisi tutarları sirkülerimiz ekinde yer almaktadır.

7. DAMGA VERGİSİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7.1. Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna edilmiştir.

4842 sayılı Kanunla Damga Vergisinden istisna edilen kağıtların sayıldığı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar bölümündeki 23 üncü bent, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmiş ve yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşlarından temin edilen ve ortalama vadesi bir yıl ve daha uzun süreli olan nakdi yatırım kredileri nedeniyle düzenlenen kâğıtlar (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinden istisna edilmişti.

5035 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile bu istisnanın kapsamı oldukça genişletilmiş ve bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç) herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın damga vergisinden istisna edilmiştir.

Buna göre 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Bankalar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç),

-Yurt dışı kredi kuruluşları tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç),

-Uluslararası kurumlar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç)

üzerinden damga vergisi hesaplanmayacaktır.

Bu düzenleme kapsamında Türkiye´deki bankaların ve bunların yurtdışındaki şubelerinin kullandırdıkları vadesi ve para cinsi ne olursa olsun bütün kredilere ilişkin sözleşmeler damga vergisinden istisna edilmiştir. Aynı şekilde yurtdışı bankaların kredi kuruluşlarının kullandırdıkları kredilerin sözleşmeleri de vade ve para cinsine bakılmaksızın damga vergisinden istisna edilmiştir.

Gayrinakdi kredilerin damga vergisi istisnası kapsamında olup olmadığı hususunda bakanlığın eski uygulamaları dikkate alındığında tereddüt duyulmaktadır. Bu konuda bakanlıktan görüş alınması uygun olacaktır.

Ancak bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlar dışındaki diğer kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler, başkaca bir istisna bulunmadığı sürece damga vergisine tabi olacaktır.

Diğer yandan sözkonusu kredilerin temini safhasında düzenlenen kredi sözleşmelerine ilaveten kredi sözleşmesinin düzenlenmesini temin etmek üzere, sözleşme safhasından önce krediye karşılık verilen teminatlarla ilgili (teminat, kefalet, garanti ve kontrgaranti mektubu, ipotek sözleşmesi, işletme rehni sözleşmesi gibi) kağıtların da damga vergisinden istisnaya tabi olması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu istisnanın kapsamı hususunda Maliye Bakanlığı’nın bir açıklama yapması beklenilmektedir.

7.2. Damga Vergisi Kanunu’nun mükerrer 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kaldırılmıştır.

Damga Vergisi Kanunu’nun mükerrer 30 uncu maddesine 3393 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra ile Bakanlar Kurulu’na, uluslararası kurumlardan, yabancı ülkelerin kredi kuruluşlarından ve diğer her türlü dış kaynaklardan doğrudan doğruya veya Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar vasıtasıyla verilecek krediler ve bu kredilerin geri ödenmesi nedeniyle düzenlenen kâğıtların tabi olduğu damga vergisi nispetini "0" sıfıra kadar indirme, indirilen nispeti kanuni seviyesine kadar çıkarma ve bu nispetler dahilinde kredi nevileri itibariyle farklı nispetler tespit etme ve bu konu ile ilgili usul ve esasları tayin etme yetkisi tanınmış ve Bakanlar Kurulu da 17.9.1987 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 87/12067 sayılı Kararı ile uluslararası kurumlardan, yabancı ülkelerin kredi kuruluşlarından ve diğer her türlü dış kaynaklardan doğrudan doğruya veya Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar vasıtasıyla temin edilen dış kredilerin, sadece alınması sırasında ilk defa düzenlenen kâğıtlar ile bu kredilerin söz konusu kuruluşlara geri ödenmesi dolayısıyla düzenlenen kâğıtların damga vergisi nispetinin "0" sıfır olarak uygulanmasını kararlaştırmıştı.

Yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın damga vergisinden istisna edilmesi nedeniyle 5035 sayılı Kanunun 49/ 4 maddesi ile Damga Vergisi Kanunu’nun mükerrer 30 uncu maddenin ikinci fıkrası 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Diğer yandan uluslararası kurumlar ve yabancı ülkelerin kredi kuruluşları dışındaki diğer her türlü dış kaynaklardan gerek doğrudan doğruya gerekse faaliyet gösteren bankalar vasıtasıyla verilecek krediler ve bu kredilerin geri ödenmesi nedeniyle düzenlenen kâğıtlar başkaca bir istisna bulunmadığı sürece damga vergisine tabi olacaktır.

7.3. Bankalarca kullandırılacak bireysel konut kredileri herhangi bir tutarla sınırlı olmaksızın damga vergisinden istisna edilmiştir.

4684 sayılı Kanunla 3.7.2001 tarihinden itibaren Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar bölümüne eklenen 18 inci fıkra ile Bankalarca konut edinmek isteyenlere (daha önce aynı nitelikte bir kredi kullandırılmamış olması şartıyla kullandırılacak kredinin ana para tutarının 2003 yılında 121.794.000.000 lirayı, 2004 yılında 156.505.000.000 lirayı aşmayan kısmı için) bireysel konut kredisi verilmesi ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edilmişti.

Bankalar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhlerin (kredilerin kullanımları hariç) 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın damga vergisinden istisna edilmesi nedeniyle sözkonusu 18 inci fıkra, 5035 sayılı Kanunun 49/ 4) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

7.4. Kambiyo senetleri ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler üzerine konulan aval ve kefalet şerhleri ile bu mahiyetteki diğer şerhler damga vergisinden istisna edilmiştir.

5035 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile Damga Vergisinden istisna edilen kağıtların sayıldığı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar bölümüne 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren eklenen 29 uncu bent ile kambiyo senetleri ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler üzerine konulan aval ve kefalet şerhleri ile bu mahiyetteki diğer şerhler, damga vergisinden istisna edilmiştir.

Buna göre 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren

-Kambiyo senetleri,

-Kambiyo senetlerine benzeyen senetler

üzerine konulan

-aval ve

-kefalet şerhleri ile

-bu mahiyetteki diğer şerhlere

damga vergisi hesaplanmayacaktır.

7.5. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde tüketici kredisine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin tüketiciye verilen nüshası damga vergisinden istisna edilmiştir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini kredi veren, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları krediyi tüketici kredisi olarak tanımlamakta olup tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.

5035 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile Damga Vergisinden istisna edilen kağıtların sayıldığı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar bölümüne 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren eklenen 30 uncu bent ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi çerçevesinde tüketici kredisine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin tüketiciye verilen nüshası damga vergisinden istisna edilmiştir.

Buna göre 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren özel finans kuruluşları ve finansman şirketleri tarafından verilen tüketici kredilerine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin tüketiciye verilen nüshası için damga vergisi hesaplanmayacaktır.

7.6. Döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisnadır.

3505 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren uygulanmayacak olup bu madde gereği döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi tutulmaması amacıyla 5035 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile Damga Vergisi Kanunu’na ek 2 nci madde eklenmiş ve döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar üzerinden damga vergisi hesaplanmayacak olup döviz kazandırıcı faaliyetlerin neler olduğu ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından birlikte tespit edilecektir.

İstisnaya konu döviz kazandırıcı faaliyetlerin kısmen veya tamamen gerçekleştirilmemesi halinde, gerçekleşmeyen kısma ait alınmayan damga vergisi mükelleflerden, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ceza ve gecikme faizi ile birlikte geri alınacaktır.

Öte yandan yukarıda belirtilen hususlarda damga vergisi istisnası uygulamak suretiyle işlem yapan kuruluşlar, istisnaya konu işlemin mahiyeti ile alınmayan vergi tutarını, işlemin yapıldığı tarihi takip eden otuz gün içinde ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur kılınmışlardır.

Döviz kazandırıcı faaliyetin gerçekleşmediğinin tespit edildiği tarihi takip eden otuz gün içinde, bu durumu vergi dairesine bildirmeyen kuruluşlar damga vergisi, ceza ve gecikme faizinin ödenmesinden ilgililerle birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır.

7.7. Anonim, eshamlı komandit ve limited şirket mukavelenameleri damga vergisinden istisnadır.

Damga Vergisi Kanunu’na ekli vergiye tabi kağıtların sayıldığı (1) sayılı Tablonun I. 3 bendine göre anonim, eshamlı komandit ve limited şirket mukavelenameleri binde 5 oranında vergiye tabi tutulmakta olup vergi miktarı 2004 yılı için 40.691.300.000 lirayı aşamamaktadır.

4684 sayılı Kanunla, Damga Vergisinden istisna edilen kağıtların sayıldığı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar bölümüne 3.7.2001 tarihinden itibaren eklenen 16 ncı bent gereği anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin sermaye artırımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar üzerinden damga vergisi hesaplanmamaktadır.

5035 sayılı Kanunun 49/ 4) maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren (1) sayılı Tablonun I. 3 bendi iptal edilmekte ve 48/ 6) b) maddesi ile de 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluşlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar da damga vergisi istisnası kapsamına alınmaktadır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluşlarına, sermaye artırımlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar üzerinden damga vergisi hesaplanmayacaktır.

7.8. Vergi Beyannameleri üzerinden hesaplanan damga vergisi tutarları artırılmış olup Belediyeler ve Gümrük İdarelerine verilen beyannameler ile SSK prim bildirgeleri nedeniyle damga vergisi ödenecektir.

5035 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı Tabloda 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yapılan düzenlemeler ile yıllık gelir ve kurumlar vergisi, Muhtasar, katma değer vergisi ve diğer beyannamelerin damga vergisi tutarları artırılmış ve Belediyelere ve Gümrük idarelerine verilen beyannameler ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgeleri nedeniyle damga vergisi ödenme mecburiyeti getirilmiştir.

5035 sayılı Kanuna göre sözkonusu beyanname ve bildirgeler için ödenecek 2004 yılında ödenecek damga vergisi tutarları aşağıda olup bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacaktır:



1.

Yıllık gelir vergisi beyannameleri

15.000.000 TL

2.

Kurumlar vergisi beyannameleri

20.000.000 TL

3.

Muhtasar beyannameler

10.000.000 TL

4.

Katma değer vergisi beyannameleri

10.000.000 TL

5.

Diğerleri

10.000.000 TL

6.

Belediyelere verilen beyannameler

8.000.000 TL

7.

Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen sigorta prim bildirgeleri

8.000.000 TL

8.

Gümrük idarelerine verilen beyannameler

20.000.000 TL

Diğer yandan Bakanlar Kurulu’na beyanname ve bildirgelerin internet ortamında gönderilmesi halinde sözkonusu miktarları her bir beyanname ve bildirge itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirme yetkisi verilmektedir.

Sözkonusu düzenleme, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren vergi dairesi, belediyeler ve gümrük idarelerine verilen beyannameler ile SSK prim bildirgeleri üzerinden 4306 sayılı Kanuna istinaden eğitime katkı payı ödenmeyecek olması nedeni ile yapılmış olup 5035 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi gereği, bu şekilde tahsil edilen damga vergisinin % 25’i, 31.12.2010 tarihine kadar sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere Maliye Bakanlığı’nca Milli Eğitim Bakanlığı’na ödenecektir.

8. HARÇLAR KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

8.1. Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler harçtan istisna edilmiştir.

4842 sayılı Kanunla Harçlar Kanunu’nun 123 üncü maddesi 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmiş ve yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşlarınca kullandırılan ve ortalama vadesi bir yıl ve daha uzun süreli nakdi yatırım kredileri nedeniyle verilen teminatlarla ilgili işlemlerin harca tâbi olmayacağı hüküm altına alınmıştı.

5035 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu istisnanın kapsamı genişletilmiş ve bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaksızın harçtan istisna edilmiştir.

Buna göre 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-Bankalar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler,

-Yurt dışı kredi kuruluşları tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler,

-Uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler,

üzerinden harç ödenmeyecektir.

Ancak bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlar dışındaki diğer kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, başkaca bir istisna bulunmadığı sürece harca tabi olacaktır.

8.2. Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş ve sermaye artırımı işlemleri de harçtan istisna edilmiştir.

4842 ve 4962 sayılı Kanunlarla Harçlar Kanunu’nun 123 üncü maddesi, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren değiştirilmiş ve anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler harçtan istisna edilmişti.

5035 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu istisnanın kapsamı genişletilmiş ve anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş ve sermaye artırımı işlemleri de harçtan istisna edilmiştir.

Buna göre 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin;

-Kuruluş,

-Sermaye artırımı,

-Birleşme,

-Devir,

-Bölünme ve

-Nev'i değişiklikleri

nedeniyle yapılacak işlemler üzerinden harç ödenmeyecektir.

8.3. Döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar harçlardan istisnadır.

3505 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren uygulanmayacak olup bu madde gereği döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemlerin harca tabi tutulmaması amacıyla 5035 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile Harçlar Kanunu’na ek 1 inci madde eklenmiş ve döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemler harçlardan istisna edilmiştir.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemler harçlardan müstesna olup döviz kazandırıcı faaliyetlerin neler olduğu ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarMaliye Bakanlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığıtarafından birlikte tespit edilecektir.

İstisnaya konu döviz kazandırıcı faaliyetlerin kısmen veya tamamen gerçekleştirilmemesi halinde, gerçekleşmeyen kısma ait alınmayan harç, mükelleflerden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ceza ve gecikme faizi ile birlikte geri alınacaktır.

Öte yandan yukarıda belirtilen hususlarda harç istisnası uygulamak suretiyle işlem yapan kuruluşlar, istisnaya konu işlemin mahiyeti ile alınmayan harç tutarını, işlemin yapıldığı tarihi takip eden otuz gün içinde ilgililerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur kılınmışlardır.

Döviz kazandırıcı faaliyetin gerçekleşmediğinin tespit edildiği tarihi takip eden otuz gün içinde, bu durumu vergi dairesine bildirmeyen kuruluşlar, harç ile ceza ve gecikme faizinin ödenmesinden ilgililerle birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır.

8.4. Ticaret sicili memurluklarınca yapılacak defter tasdiki işlemleri de harca tabi tutulmuştur.

5035 sayılı Kanunun 35 inci maddesi ile Harçlar Kanuna ekli (2) sayılı tarifenin "II-Maktu harçlar" bölümünün (4) numaralı fıkrasının sonuna eklenen hüküm ile ticaret sicili memurluklarınca yapılacak defter tasdiki işlemlerinden de noterlerce alınan harçların aynen alınacağı hüküm altına alınmıştır.

8.5. Emeklilik şirketleri kuruluş izin belgeleri, finansal faaliyet harcına tabi tutulmuştur.

5035 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi ile 492 sayılı Kanuna ekli (8) sayılı tarifenin XI inci bölümünün “Finansal faaliyet izin belgesi harçları” olan başlığı, "Finansal faaliyet harçları" olarak değiştirilmiş ve (8) sayılı tarifenin XI inci bölümünün sigorta şirketleri kuruluş izin belgelerini düzenleyen (8) numaralı fıkrası yeniden düzenlenmiş ve 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren emeklilik şirketleri kuruluş izin belgelerinin de harca tabi tutulması kararlaştırılmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren emeklilik şirketleri, kuruluş izin belgeleri için her yıl finansal faaliyet harcı ödeyeceklerdir.

Emeklilik şirketleri kuruluş izin belgeleri harcı, 2004 yılında 30.000.000.000 TL olarak belirlenmiş olup bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacaktır.

8.6. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretleri, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa payları ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretler üzerinden % 50 oranında harç ödenecektir.

5035 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi ile 492 sayılı Kanuna ekli (8) sayılı tarifenin XI inci bölümüne (10) numaralı fıkra eklenmiş ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ve tescil ücretleri, kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa payları ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretler üzerinden % 50 oranında finansal faaliyet harcı ödenmesi hükme bağlanmıştır.

Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;

-İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet kotasyon ücretleri,

-İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında yapılan iş ve işlemler nedeniyle alınan menkul kıymet tescil ücretleri,

-Kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek borsa payları ve

-Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan tescil ve kayıtlar nedeniyle alınan ücretler

üzerinden % 50 harç ödenecektir.

Sözkonusu düzenleme, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren ödenecek sözkonusu tutarlar üzerinden 4306 sayılı Kanuna istinaden eğitime katkı payı ödenmeyecek olması nedeni ile yapılmış olup 5035 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi gereği, bu şekilde tahsil edilen damga vergisinin % 25’i, 31.12.2010 tarihine kadar sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere Maliye Bakanlığı’nca Milli Eğitim Bakanlığı’na ödenecektir.

9. GİDER VERGİLERİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

9.1. Takvim yılı sonundaki cari hesap işlemlerine ait BSMV’ler 15 Ocak tarihinde beyan edilerek ödenecektir.

Bilindiği üzere 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun “Beyanname verilme zamanı ve yeri” ile ilgili 47/ d) maddesinde, “Takvim yılı sonunda hesabı cari muamelelerini beyanname verme müddeti içinde kapatamıyan bankalar bu muamelelerini takvim yılı sonundan itibaren en geç üç ay içinde ayrı bir beyanname ile bildirebilirler.” hükmü bulunmaktadır.

Dolayısıyla Aralık dönemi BSMV beyannamelerinin verileceği gün olan 15 Ocak tarihine kadar, 31 Aralık tarihindeki cari hesap işlemlerini kapatamayan bankalar, bu hüküm nedeniyle 3 aylık bir ek süre kullanabilmekte ve takvim yılı sonu cari hesap işlemlerinden doğan BSMV’lerini işlemlerin kapatılamadığı gerekçesi ile, en geç 31 Mart tarihine kadar ayrı bir beyanname ile bildirerek ödeyebilmekte idiler.

5035 sayılı Kanunun 49/ 6) ncı maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren sözkonusu hüküm kaldırılmıştır.

Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, takvim yılı sonu cari hesap işlemlerinden doğan BSMV’lerin, Aralık dönemindeki diğer BSMV’ler gibi 15 Ocak tarihinde beyan edilerek ödenmesi zorunlu bulunmaktadır.

9.2. Özel İletişim Vergisi ve Şans Oyunları Vergisi

5035 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun İkinci Kısmının "PTT Hizmetleri Vergisi" başlıklı Üçüncü Bölümünün başlığı "Özel İletişim Vergisi ve Şans Oyunları Vergisi" olarak değiştirilmiş, bu Bölümde yer alan mülga 39 uncu madde “Özel iletişim vergisi”, 40 ıncı madde ise “Şans oyunları vergisi” olarak yeniden düzenlenmiştir.

Sözkonusu düzenleme, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren 4306 sayılı Kanuna göre eğitime katkı payı ve 4481 sayılı Kanuna göre özel iletişim vergisi ödenmeyecek olması nedeni ile yapılmaktadır.

9.2.1. Özel İletişim Vergisi

-Her nevi cep telefonu işletmecileri tarafından verilen (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri % 25 oranında özel iletişim vergisine tâbidir.

Cep telefonu aboneliğinin ilk tesisinde 20.000.000 lira ayrıca özel iletişim vergisi alınacak olup bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır.

Her ay tahakkuk edecek özel iletişim vergisi, cep telefonu abonelerine düzenlenecek faturalarda ayrıca gösterilir.

-Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmet verenlerin bu hizmetleri %15 oranında özel iletişim vergisine tâbidir.

Verginin mükellefi cep telefonu işletmecileri ile radyo ve televizyon yayınlarının uydu ortamından iletilmesini sağlayan uydu platform işletmecileri ve kablo ile iletilmesini sağlayan kablo platform işletmecileridir.

Özel iletişim vergisinin matrahı, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder.

Bir aya ait özel iletişim vergisi, izleyen ayın onbeşinci günü mesai saati sonuna kadar beyan edilerek aynı süre içinde ödenir.

Özel iletişim vergisi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez.

9.2.2. Şans Oyunları Vergisi

Aşağıda sayılan müşterek bahis ve şans oyunları, belirtilen tutar veya oranda şans oyunları vergisine tâbidir.

a) Spor-Toto, Skor-Toto, Süper-Toto, Spor-Loto, Gol 7 ve benzeri oyunlarda her bir kolon için 20.000 lira.

b) Şans Topu, On Numara ve benzeri oyunlarda her bir kolon için 40.000 lira, Sayısal-Loto oyununda her bir kolon için 80.000 lira.

c) At yarışlarında oynanan her bir bilet için 80.000 liradan az olmamak üzere bilet bedelinin % 10'u.

d) Her türlü diğer müşterek bahislerde katılma bedelinin % 10'u.

Verginin mükellefi bunları tertipleyen kişi ve kuruluşlardır.

Şans oyunları vergisi, kolon ve bilet bedeliyle birlikte ödenir.

Müşterek bahis ve talih oyunlarını tertipleyenler tarafından bir ay içinde tahsil edilen şans oyunları vergisi, ertesi ayın yirminci günü akşamına kadar beyan edilerek ödenir.

Şans oyunları vergisi, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez.

Özel iletişim ve şans oyunları vergisine ilişkin usul ve esaslar ile verilmesi gereken beyannamelerin şekil, muhteva ve eklerini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

10. BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

10.1. Konutlara ait çevre temizlik vergisi, su tüketim miktarı esas alınarak metreküp başına 100.000 TL olarak ödenecektir.

Yeni düzenlemeye göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren konutlar için çevre temizlik vergisi, tarife ile belirlenmiş grup ve dereceler yerine, tüketilen su miktarı esas alınarak ve metreküp başına ödenecektir. 2004 yılında ödenecek vergi, tüketilen her metreküp su için 100.000 TL olarak tespit edilmiş olup bu tutar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılacaktır.

Belediyenin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan ancak, su ihtiyacını belediyece tesis edilmiş su şebekesi haricinden karşılayan konutlara ilişkin çevre temizlik vergisi ise iş yerleri ve diğer şekilde kullanılan binalar için kullanılacak tarifenin yedinci grubunun belediye meclisince belirlenecek derecesi üzerinden hesaplanacaktır.

Kanuna göre, su tüketim miktarı esas alınmak suretiyle hesaplanan çevre temizlik vergisi, su faturasında ayrıca gösterilerek tahakkuk etmiş sayılacak ve su tüketim bedeli ile birlikte belediyelerce tahsil edilecektir.

İstanbul gibi, su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlardaki çevre temizlik vergisi ise su ve kanalizasyon idarelerince (İSKİ gibi) tahsil edilecek ve çevre temizlik vergisi ile bu verginin süresinde ödenmemesi nedeniyle tahsil edilen gecikme zammının yüzde sekseni tahsilatı takip eden ayın yirminci günü akşamına kadar bir bildirim ile ilgili belediyeye bildirilerek aynı süre içinde ödenecektir. Tahsil edilen vergi ve gecikme zammının kalan yüzde yirmisi ise münhasıran çöp imha tesislerinin kuruluş ve işletmelerinde kullanılmak üzere büyük şehir belediyesine aktarılacaktır.

10.2. İş yerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi tarifeye göre ödenmeye devam edilecektir.

İş yerleri ve diğer şekilde kullanılan binalar için 2004 yılında ödenecek vergi aşağıdaki tarifeye göre hesaplanacak olup bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacaktır:

Yıllık Vergi Tutarları (TL)

Bina
Grupları

1. Derece

2. Derece

3. Derece

4. Derece

5. Derece

1. Grup

1.250.000.000

1.000.000.000

750.000.000

625.000.000

500.000.000

2. Grup

750.000.000

600.000.000

450.000.000

375.000.000

300.000.000

3. Grup

500.000.000

400.000.000

300.000.000

250.000.000

200.000.000

4. Grup

250.000.000

200.000.000

150.000.000

125.000.000

100.000.000

5. Grup

150.000.000

120.000.000

90.000.000

75.000.000

60.000.000

6. Grup

75.000.000

60.000.000

45.000.000

32.000.000

25.000.000

7. Grup

25.000.000

20.000.000

15.000.000

12.000.000

10.000.000

İş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılacak ve bu vergi, bir defaya mahsus olmak üzere, belediyelerin ilan mahallerinde bir ay süreyle topluca ilan edilecektir.

İş yeri ve diğer şekilde kullanılan binaların çevre temizlik vergisi eskiden olduğu gibi her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödenecektir.

5035 sayılı Kanunla 2464 sayılı Kanuna eklenen geçici 5 inci maddeye göre 31.12.2005 tarihini geçmemek üzere, mükerrer 44 üncü maddede yer alan yetkiler kullanılıncaya kadar, iş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin tarh ve tahakkukunda, önceki hükümlere göre çıkarılmış bulunan Bakanlar Kurulu Kararı ile belediyelerce alınmış kararların uygulanmasına devam edilecektir.

10.3. Atık su ile ilgili olarak çevre temizlik vergisi ödenmeyecektir.

Kanunun çevre temizlik vergisi ile ilgili 44 üncü maddesine istinaden belediyeler, atık su ile ilgili olarak su tüketim bedelini aşmamak üzere meclislerince belirlenecek miktarda çevre temizlik vergisi almakta olup atık su ile ilgili çevre temizlik vergisi, su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk etmiş sayılmakta ve bu bedel ile birlikte tahsil edilmektedir. İstanbul gibi su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan belediyelerde ise, atık su bedellerinin tahsiline ilişkin uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabi tutulmaktadır.

5035 sayılı Kanunla yapılan düzenlemede atık su ile ilgili çevre temizlik vergisine yer verilmemektedir.

10.4. Çevre temizlik vergisi mükellefiyetinin başlangıcı

Çevre temizlik vergisinin mükellefi binaları kullananlar olup mükellefiyet binanın kullanımı ile başlamaktadır.

10.5. Diğer hususlar

Kanunun değişmeden önceki şeklinde boş bulunan binalarda bu verginin mükellefinin, binaların malikleri veya malik gibi tasarruf edenler olduğu; yeni binalarda bu verginin ödenmesi mükellefiyetinin, bina takvim yılının ilk altı ayı içinde bitmiş ise yılın ikinci yarısından, yılın ikinci yarısında bitmiş ise ertesi takvim yılından itibaren başlayacağı ve binaları kullanmak dolayısıyla mükellef olanların, adlarına tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilen vergilerin, red ve iade edilmeyeceği belirtilmiş iken ve yeni düzenlemede bu tür hükümlere yer verilmemiştir.

Bu nedenle eski ve yeni çevre temizlik vergisi uygulamasında ne tür farklılıklar olacağı hususu Maliye Bakanlığı’nın yorumuna bağlı olacaktır.

Kanuna göre Bakanlar Kurulu, çevre temizlik vergisini yöreler, belediyelerin nüfusları ve bina grupları itibarıyla ayrı ayrı dörtte birine kadar indirme veya yarısına kadar artırmaya, Maliye Bakanlığı ise, mükellefiyetle ilgili olarak bildirim verdirmeye ve buna ilişkinusulleri belirlemeye, İçişleri Bakanlığının da görüşünü alarak bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.


Ek: 2004 yılında uygulanacak Motorlu Taşıtlar Vergisi tutarları

(I) SAYILI TARİFE

(Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletler)

Motor Silindir Hacmi (cm³)

Taşıtların Yaşları İle Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)

1-3 yaş

4-6 yaş

7-11 yaş

12-15 yaş

16 ve yukarı yaş

1- Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri

1300 cm³ ve aşağısı

250.000.000

175.000.000

100.000.000

75.000.000

30.000.000

1301-1600 cm³’e kadar

400.000.000

300.000.000

175.000.000

125.000.000

50.000.000

1601-1800 cm³’e kadar

700.000.000

550.000.000

325.000.000

200.000.000

80.000.000

1801-2000 cm³’e kadar

1.100.000.000

850.000.000

500.000.000

300.000.000

120.000.000

2001-2500 cm³’e kadar

1.650.000.000

1.200.000.000

750.000.000

450.000.000

180.000.000

2501-3000 cm³’e kadar

2.300.000.000

2.000.000.000

1.250.000.000

675.000.000

250.000.000

3001-3500 cm³’e kadar

3.500.000.000

3.150.000.000

1.900.000.000

950.000.000

350.000.000

3501-4000 cm³’e kadar

5.500.000.000

4.750.000.000

2.800.000.000

1.250.000.000

500.000.000

4001 cm³ ve yukarısı

9.000.000.000

6.750.000.000

4.000.000.000

1.800.000.000

700.000.000

2- Motosikletler

100-250 cm³’e kadar

50.000.000

40.000.000

30.000.000

20.000.000

10.000.000

251-650 cm³’ e kadar

100.000.000

75.000.000

50.000.000

30.000.000

20.000.000

651-1200 cm³’e kadar

250.000.000

150.000.000

75.000.000

50.000.000

30.000.000

1201 cm³ ve yukarısı

600.000.000

400.000.000

250.000.000

200.000.000

100.000.000

(I) sayılı tarifede yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları vebenzerlerine ait vergitutarlarının Türkiye Sigorta ve Reasürans Birliği tarafından her yılın Ocak ayında ilan edilenkasko sigortası değerlerinin % 6'sını aşması halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarlarını, bir alt kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak belirlemeye, bu oranı % 4’e kadar indirmeye ve kanuni oranına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

(II) SAYILI TARİFE

(otobüs, minibüs, panelvan, kamyon ve kamyonetler)

Taşıt Cinsi ve Oturma Yeri/Azami
Toplam Ağırlık

Taşıtların Yaşları İle Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)

1-6 yaş

7-15 yaş

16 ve yukarı yaş

1) Minibüs

300.000.000

200.000.000

100.000.000

2) Panel van ve motorlu karavanlar (Motor Silindir hacmi)

1900 cm³ ve aşağısı

400.000.000

250.000.000

150.000.000

1901 cm³ ve yukarısı

600.000.000

400.000.000

250.000.000

3) Otobüs ve benzerleri (Oturma Yeri)

25 kişiye kadar

750.000.000

450.000.000

200.000.000

26-35 kişiye kadar

900.000.000

750.000.000

300.000.000

36-45 kişiye kadar

1.000.000.000

850.000.000

400.000.000

46 kişi ve yukarısı

1.200.000.000

1.000.000.000

600.000.000

4) Kamyonet, kamyon, çekici ve benzerleri (Azami Toplam Ağırlık)

1.500 kg’a kadar

300.000.000

200.000.000

100.000.000

1.501-3.500 kg’a kadar

750.000.000

450.000.000

200.000.000

3.501-5.000 kg’a kadar

900.000.000

750.000.000

300.000.000

5.001-10.000 kg’a kadar

1.000.000.000

850.000.000

400.000.000

10.001-20.000 kg’a kadar

1.200.000.000

1.000.000.000

600.000.000

20.001 kg ve yukarısı

1.500.000.000

1.200.000.000

700.000.000

(III) SAYILI TARİFE

(Yat, kotra ve tekneler)

Taşıt Cinsi ve
Motor Gücü (BG)

Taşıtların Yaşları İle Her Motor Gücü Birimi (BG) için Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)

1-3 yaş

4-5 yaş

6-15 yaş

16 ve yukarı yaş

Yat, kotra ve her türlü motorlu özel tekneler

10-20 BG’ne kadar

15.000.000

10.000.000

5.000.000

2.000.000

21-50 BG’ne kadar

20.000.000

15.000.000

9.000.000

4.000.000

51-100 BG’ne kadar

25.000.000

20.000.000

12.000.000

5.000.000

101-150 BG’ne kadar

30.000.000

25.000.000

15.000.000

7.000.000

151 BG ve yukarısı

45.000.000

35.000.000

20.000.000

10.000.000

(IV) SAYILI TARİFE

(Uçak ve helikopterler)

Taşıt Cinsi ve Azami Kalkış Ağırlığı

Taşıtların Yaşları İleÖdenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)

1-3 yaş

4-5 yaş

6-10 yaş

11 ve yukarı yaş

Uçak ve helikopterler

1.150 kg’a kadar

5.000.000.000

4.000.000.000

3.000.000.000

2.400.000.000

1.151-1.800 kg’a kadar

7.500.000.000

6.000.000.000

4.500.000.000

3.600.000.000

1.801-3.000 kg’a kadar

10.000.000.000

8.000.000.000

6.000.000.000

4.800.000.000

3.001-5.000 kg’a kadar

12.500.000.000

10.000.000.000

7.500.000.000

6.000.000.000

5.001-10.000 kg’a kadar

15.000.000.000

12.000.000.000

9.000.000.000

7.200.000.000

10.001-20.000 kg’a kadar

17.500.000.000

14.000.000.000

10.500.000.000

8.400.000.000

20.001 kg ve yukarısı

20.000.000.000

16.000.000.000

12.000.000.000

9.600.000.000