30 Aralık 2003
SİRKÜLER NO: 2003/167 VUK – AATUHK – KDV
Konu: Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Kanun ve
Katma Değer Vergisi Kanununda yapılan değişiklikler hakkında
TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanunlaşan ve Cumhurbaşkanlığı
makamının onayına sunulan 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’la Vergi Usul Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar
Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar
Kanunu, Belediye Gelirleri Kanunu, Eğitim Gider Vergileri Kanunu, Vergi İadesi
Hakkında Kanun, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, Sosyal Sigortalar
Kanunu, 4306 sayılı Kanun ve 4733 sayılı Kanun da değişiklikler yapılmaktadır.
Yasa tasarısına istinaden yapılması düşünülen değişiklik ve düzenlemelerin
bir kısmına 24.12.2003 tarih ve 2003/160 sayılı sirkülerimizde yer verilmiş
olup tasarı TBMM Genel Kurulu’nda değiştirilerek kabul edilmiştir.
Resmi Gazete’de yayımlanması beklenilen 5035 sayılı Kanunla Vergi Usul
Kanunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve Katma
Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik ve düzenlemeler aşağıda dikkatinize
sunulmaktadır:
1. VERGİ USUL KANUNU’NDA
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
1.1. Fatura düzenleme
süresi 7 güne indirilmiştir.
Bilindiği üzere faturaların, malın teslimi veya hizmetin
yapıldığı tarihten itibaren azami 10 gün içinde düzenlenmesi zorunludur. Kanuna
göre 10 günlük süre içinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılmakta
ve her yıl tekrar belirlenen tutarlardan az olmamak üzere fatura tutarının %
10’u kadar özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.
5035 sayılı Kanunun 48/
1) b) maddesi ile fatura düzenleme süresi olan 10 gün, 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren 7 güne indirilmektedir.
Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren faturaların, malın
teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde
düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi halde yani, 7 günlük süre içerisinde
düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacak ve fatura başına 107 milyon
(2004 yılı için) liradan az olmamak üzere % 10 oranında özel usulsüzlük cezası
uygulanacaktır.
1.2. Özel Tüketim Vergisi
maliyet veya gider yazılabilecektir.
Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu’nun 269 uncu maddesi
gereği, iktisadî işletmelere dahil bilûmum gayrimenkuller ile gayrimenkullerin
mütemmim cüzüleri ve teferruatı, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer
taşıtlar ile gayrimaddi hakların maliyet bedelleri ile değerlenmesi zorunludur.
Kanunun 270 nci maddesine göre maliyet bedeline, satınalma
bedelinden başka, makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj
giderleri ile mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının
tesviyesinden mütevellit giderlerin de eklenilmesi gerekmekte olup Noter,
mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve
Taşıt Alım Vergilerinin maliyet bedeline eklenmesi veya genel giderler arasında
gösterilmesi hususunda mükellefler serbest bırakılmıştır.
5035 sayılı Kanunun 48/
1) c) maddesi ile 1.1.2004 tarihinden itibaren, Vergi Usul Kanunu’nun 270 inci ikinci fıkrasında yer alan “Taşıt
Alım Vergilerini” ibaresi “Özel Tüketim Vergilerini” şeklinde değiştirilmiştir.
Yapılan bu değişiklikle 1.1.2004 tarihinden itibaren Özel
Tüketim Vergilerinin de Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye
giderleri gibi maliyet bedeline eklenmesi veya genel giderler arasında
gösterilmesi hususunda mükelleflere seçimlik hak tanınmaktadır.
2. 6183 SAYILI AMME
ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
2.1. Gecikme zammı ay
kesirleri için günlük olarak hesaplanacaktır.
Aylık olarak her ay için ayrı ayrı hesaplanmakta olan gecikme
zammı hesabı sırasında ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınmaktadır.
5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesi Kanunun yayımı tarihinden itibaren değiştirilmekte ve ay
kesirlerinin tam olarak dikkate alınmasından vazgeçilerek ay kesirlerine isabet
eden gecikme zammının günlük olarak hesap edilmesine başlanılmaktadır.
Ay kesirlerinin günlük olarak hesaplanacak olması nedeniyle,
fazla gecikme zammı hesaplanmaması amacı ile vadesinde ödenmeyen amme
alacaklarının mümkün olan en kısa süre içerisinde ödenmesine, bir aylık sürenin
beklenilmemesine özel önem gösterilmelidir.
2.2 Vergi ziyaı cezaları
ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme alacakları
dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik
edilmeyecektir.
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi gereği vergi ziyaı
cezalarında normal oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde
olan âmme alacaklarında ise normal oranın yarısı ölçüsünde gecikme zammı
uygulanmakta olup ceza mahiyetinde olan diğer amme alacaklarına gecikme zammı
tatbik edilmekte idi.
5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesi, Kanunun yayımı tarihinden itibaren değiştirilmekte ve vergi ziyaı
cezaları ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme
alacakları dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı
tatbik edilmesi uygulamasına son verilmektedir.
Bu nedenle Kanunun yayımı tarihinden itibaren vergi ziyaı
cezaları ile mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan âmme
alacakları dışındaki usulsüzlük, özel usulsüzlük cezaları gibi ceza mahiyetinde
olan amme alacakları için gecikme zammı uygulanmayacaktır.
2.3 Gecikme zammı bileşik
faiz usulüyle hesaplanabilecektir.
6183 sayılı Kanun gereği vadesinde ödenmeyen amme alacakları
için gecikme zammı, basit faiz usulüyle hesaplanmaktadır.
5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesi, Kanunun yayımı tarihinden itibaren değiştirilmekte ve Bakanlar
Kuruluna gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya
yıllık olarak hesaplatma yetkisi verilmektedir.
Bu nedenle Bakanlar Kurulunun sözkonusu yetkiyi kullanması
durumunda gecikme faizi, bileşik faiz usulüyle hesaplanacaktır.
2.4 Amme alacağının özel
kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına
bağlanması durumunda zamanaşımı kesilecektir.
6183 sayılı Kanuna göre amme alacakları, vâdesinin rastladığı
takvim yılını takip
5035 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanunun
103 üncü maddesine 31.12.2003 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen fıkra ile
amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması
ve/veya ödeme planına bağlanması durumu da zamanaşımı kesen durum olarak tanımlanmış
olup bu durumda yeni bir 5 yıllık zamanaşımı süresi başlayacaktır.
3. KATMA DEĞER VERGİSİ
KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
3.1. KDV Beyannameleri
ertesi ayın 20 nci günü verilecek, ödemeler ise 26 ncı günü yapılacaktır.
24.04.2003 tarihinde yayımlanan 4842 sayılı Kanunla ertesi
ayın 25’i olan KDV beyannamesi verme ve ödeme süreleri 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren ertesi ayın 23’üne çekilmişti. Bu değişikliğe göre KDV
beyannamelerinin, mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlarca
vergilendirme dönemini takibeden ayın, işi bırakan mükelleflerce işin
bırakıldığı tarihi izleyen ayın 23 üncü günü akşamına kadar vergi dairelerine
verilmesi ve ödenmesi zorunlu idi.
5035 sayılı Kanunun 48/ 3) a) maddesi ile 1 Ocak 2004
tarihinden itibaren KDV beyanname verme süresi izleyen ayın 20’sine çekilmiş ve
48/ 3) b) maddesi ile de beyanname verme süreleri ile ödeme süreleri
birbirinden farklılaştırılarak ödemenin, beyanname verilecek ayın 26 ncı günü
akşamına kadar yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Buna göre 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren;
-Katma değer vergisi mükelleflerine ait 1 No.lu KDV
beyannamesi ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü
yapılacaktır.
-Kanunun 9 uncu maddesine göre dar mükellef kurumlara
sağlanan brüt kazançlar üzerinden hesaplanan KDV’ye ait 2 No.lu KDV
beyannamesi, ertesi ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü
yapılacaktır.
-İşi bırakan mükelleflere ait KDV beyannamesi işin
bırakıldığı tarihi izleyen ayın 20 nci günü verilecek ve ödemesi 26 ncı günü
yapılacaktır.
3.2. Fazla tahsil edilen
katma değer vergileri indirim hakkına sahip olanlara da iade edilecektir.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8 inci maddesine göre, vergiye
tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya
benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür
vesikalarda katma değer vergisi gösteren mükellefler ile Kanuna göre borçlu
oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler, bu
vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu sebeplerle fazla ödenen vergiler, Katma
Değer Vergisi Kanunu’nun 8/2 maddesine göre, indirim hakkına sahip olmayanlara
iade edilirken indirim hakkına sahip olanlara iade edilmemektedir.
5035 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 8/2 maddesi Kanunun yayımı tarihinden itibaren değiştirilmekte ve
sözkonusu sebeplerle fazla ödenen vergilerin bu vergileri ödeyenlerin indirim
hakkının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ilgililere iadesi hususunda Maliye
Bakanlığına yetki verilmektedir.
Bakanlığın sözkonusu yetkiyi kullanması halinde, indirim
hakkına sahip mükellefler de vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya
katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakları
bulunmadığı halde düzenledikleri bu tür vesikalarda katma değer vergisi
göstermeleri veya Kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir
meblağı göstermeleri nedeniyle ödedikleri fazla vergileri iade alacaklardır.
3.3. Deniz ve hava taşıma
araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler nedeniyle
yüklenilen KDV’ler indirim veya iade konusu yapılamayacaktır.
Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava
meydanlarında yapılan hizmetler, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13/ b maddesi
gereği KDV’den müstesnadır. Kanunun 13 üncü maddesindeki istisnanın tam istisna
olması nedeni ile sözkonusu işlemlerle ilgili olarak ödenen KDV, tahsil edilen
KDV’den indirilmekte, vergiye tabi işlemin mevcut olmaması veya hesaplanan
verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen KDV vergi
dairesince nakden veya mahsuben iade edilmektedir.
5035 sayılı Kanunun 49/1 maddesi ile Kanunun yayımı
tarihinden itibaren 13/b maddesi yürürlükten kaldırılmakta ancak Kanunun 17/ 4)
maddesinde ı) bendi olarak yeniden düzenlenmektedir.
Böylece deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava
meydanlarında yapılan hizmetler eskiden olduğu gibi yine KDV’den istisna
edilmektedir. Ancak 13 üncü maddeden farklı olarak 17 nci maddedeki istisnanın
kısmi istisna olması nedeniyle bu işlemlerle ilgili olarak ödenen KDV’nin
tahsil edilen KDV’den indirilmesi, nakden veya mahsuben iadesi sözkonusu
olmayacaktır.
Dolayısıyla Kanunun yayımı tarihinden itibaren, liman ve hava
meydanlarında deniz ve hava taşıma araçları için hizmet ifa
3.4. Gümrüklü sahalarla
ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler KDV’ye tabi tutulacaktır.
Kanunun 16/ 1) c) maddesi gereği “transit ve gümrük antreposu
rejimleri ile serbest bölgeler, geçici depolama yerleri ve gümrük hizmetlerinin
verildiği gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler.”
vergiden müstesnadır.
5035 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile Kanunun yayımı tarihinden
itibaren 16/ 1) c) maddesi, “Gümrük Kanunundaki transit ve gümrük antrepo
rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı
mallar,” olarak değiştirilmektedir.
Bu değişiklik sonucu transit, gümrük antrepo rejimleri,
geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar eskiden olduğu
gibi KDV’den istisna edilmekte ancak gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin
uygulandığı mal ve hizmetler KDV’ye tabi tutulmaktadır.
Bu nedenle Kanunun yayımı tarihinden itibaren free-shoplar
gibi gümrüklü sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler
üzerinden KDV hesaplanacaktır.
Diğer yandan sözkonusu değişiklikle serbest bölgelerde
verilen hizmetler, Kanunun 16/ 1) c) maddesi kapsamından çıkartılmış ve Kanunun
17/ 4) maddesinde yeniden düzenlenen ı) bendi kapsamına alınmıştır.
Böylece Kanunun yayımı tarihinden itibaren serbest bölge
hükümlerinin uygulandığı mallar ile serbest bölgelerde verilen hizmetler,
transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama hükümlerinin uygulandığı
mallarla birlikte KDV istisnasından yararlanmaya devam edecek ancak gümrüklü
sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetler KDV’te tabi olacaktır.
5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle KDV Kanununa eklenen
geçici 20/3 maddesine göre 5035 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce başlayan
inşaat taahhüt işlerinde Katma Değer Vergisi Kanununun 16/ 1) c) maddesinin
5035 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre işlem yapılacaktır.
3.5. Fakirlere yardım
amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan
gıda maddelerinin teslimi KDV’den istisnadır.
5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren Kanunun 17/ 4) b) maddesi değiştirilmekte ve fakirlere yardım amacıyla
gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda
maddelerinin teslimi KDV’den istisna edilmektedir.
Buna göre, Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller
çerçevesinde fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan
dernek ve vakıflara 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren bağışlanan gıda
maddelerinin teslimi sırasında KDV hesaplanmayacaktır.
Diğer yandan istisnanın 17 nci maddede yeralması nedeniyle
gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda
maddeleri nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve bu gıda
maddelerinin maliyet bedeli ile birlikte değerlendirilmeleri gerekecektir.
3.6. Metal, plastik,
kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi KDV’den istisnadır.
Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 51 Seri No.lu KDV Genel
Tebliği ile Kanunun 9 uncu maddesine istinaden hurda metal alımlarında teslim
bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin belli bir oranının alıcı
tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmek üzere vergi stopajına tabi
tutulmasına başlanılmış, 81 Seri No.lu Tebliğle atık kağıt ve hurda plastik
teslimleri, 86 Seri No.lu Tebliğle de hurda veya atık cam teslimleri de KDV
stopajına tabi tutulmuştu.
5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren Kanunun 17/ 4) g) maddesi değiştirilmekte ve metal, plastik, kağıt,
cam hurda ve atıklarının teslimi, KDV’den müstesna hale getirilmektedir.
Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren metal, plastik,
kağıt, cam hurda ve atıklarının teslimi sırasında KDV stopajı uygulanmayacak
olup bu teslimler nedeniyle KDV hesaplanmayacaktır. Ancak istisnanın Kanunun 17
nci maddesinde yeralması nedeniyle sözkonusu teslimler nedeniyle yüklenilen
vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve gider veya maliyet olarak
değerlendirilmeleri gerekecektir.
3.7. Dore külçe altın
teslimi KDV’den istisnadır.
5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren Kanunun 17/ 4) g) maddesinde değiştirilmekte ve dore külçe altın
teslimleri de külçe altın teslimleri gibi KDV’den istisna edilmektedir.
Bu nedenle 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yapılacak dore
külçe altın (altın ve gümüş ile çok daha az miktarlardaki diğer metallerin
homojen karışımından oluşan altın) teslimlerinde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak
istisnanın Kanunun 17 nci maddesinde yeralması nedeniyle sözkonusu teslimler
nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimi mümkün olmayacak ve gider veya maliyet
olarak değerlendirilmeleri gerekecektir.
5035 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile Kanunun yayımı
tarihinden itibaren Kanunun 17/ 4) maddesine n) bendi eklenmekte Basın, Yayın
ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetleri KDV’den istisna edilmektedir.
Bu nedenle Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne
verilen haber hizmetleri nedeniyle Kanunun yayımı tarihinden itibaren KDV
hesaplanmayacaktır.
3.9. Bakanlar Kurulu
tarafından vergi nispeti indirilen maddelerle ilgili uygulama değiştirilmiştir.
4369 sayılı Kanunla KDV Kanununun 29/ 2 inci maddesi
değiştirilmiş ve Bakanlar Kurulunca vergi oranları indirilen teslim ve
hizmetlerle ilgili olup yılı içinde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca
belirlenecek sınırı aşan (2002 yılı için 4 milyar TL) vergilerin mükelleflere
iadesi uygulamasına başlanılmıştı.
5035 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile 1 Ocak 2004 tarihinden
itibaren Kanunun 29/ 2 maddesi değiştirilmektedir. Buna göre Bakanlar Kurulunca
vergi oranları indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin
gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar
Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergiler bu mükelleflerin vergi ve sosyal
sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan
borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha
fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden
temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben
ödenecektir. Kanuna göre yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi nakden iade
edilecektir.
Böylece 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren yıl yerine teslim ve
hizmetin gerçekleştiği ay esas alınacak ve sınırı aşan vergiler doğrudan iade
edilmeksizin mükellefin vergi, SSK ve kamuya olan borçlarına mahsup
edilecektir. Yıl içinde mahsuben iade edilemeyen vergi ise nakden ödenecektir.
Diğer yandan 5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle Kanuna
eklenen geçici 20/4 maddeye göre 2003 takvim yılında gerçekleştirilen indirimli
orana tâbi işlemlerle ilgili iade taleplerinde, Kanunun 29/ 2 maddesinin 5035
sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hükmüne göre işlem yapılır.
Yani 2003 takvim yılında gerçekleştirilen indirimli orana
tâbi işlemlerle ilgili iade talepleri eskiden olduğu gibi, 74, 76 ve 85 Seri
No.lu KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve esaslara göre yürütülecektir.
3.10. KDV iadesi
mükellefin vergi, SSK ve kamuya olan borçları ile sınırlandırılabilecektir.
Bilindiği üzere, Kanunun istisna edilmiş işlemlerde indirimle ilgili 32 nci maddesine göre
Kanunun 11 inci maddesindeki ihracat, 13 üncü maddesindeki araçlar, petrol
aramaları ve teşvik belgeli yatırımlar, 14 üncü maddesindeki taşımacılık ve 15
inci maddesindeki diplomatik istisna nedeniyle KDV hesaplamayan mükellefler
sözkonusu işlemlerle ilgili olarak ödedikleri KDV’yi, tahsil ettikleri KDV’den
indirmekte ve KDV’ye tabi işlem olmaması veya tahsil edilen verginin ödenen
vergiden az olması hallerinde indiremedikleri KDV’nin, nakden veya mahsuben
iadesini istemektedirler.
5035 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile Kanunun yayımı
tarihinden itibaren sözkonusu 32 nci maddeye ekleme yapılmakta ve Maliye
Bakanlığı’na katma değer vergisi iadesini, hak sahiplerinin vergi ve sosyal
sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan
borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha
fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden
temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsup suretiyle
sınırlama yetkisi verilmektedir.
Maliye Bakanlığı’nın sözkonusu yetkiyi kullanması halinde,
katma değer vergisi iadesi mükellefin;
-Vergi borçlarına,
-Sosyal sigorta prim borçlarına,
-Genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan
borçlarına,
-Döner sermayeli kuruluşlara olan borçlarına,
-Sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan
işletmelere olan borçlarına,
-Özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin edilen
mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına,
mahsup edilecektir.
3.11. Yurt içi teslimleri
ve ifaları kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracında nakden
veya mahsuben iade yapılmayacaktır.
KDV Kanununun 32 nci maddesine göre 11, 13, 14 ve 15 inci
maddeler uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili olarak
ödenen KDV, tahsil edilen KDV’den indirilmekte, indirimin mümkün olmaması
halinde ise indirilemeyen KDV nakden veya mahsuben iade edilmektedir.
Kanunun 33 üncü maddesinde göre de indirim hakkı tanınan
işlemlerle indirim hakkı tanınmayan işlemlerin bir arada yapılması halinde,
ödenen KDV’nin ancak indirim hakkı tanınan işlemlere isabet eden kısmı indirim
konusu yapılmaktadır.
5035 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile Kanunun yayımı
tarihinden itibaren 32 nci maddeye hüküm eklenmekte ve yurt içi teslimleri ve
ifaları kısmi istisna kapsamına giren mal ve hizmetlerin ihracında 32 nci
maddenin uygulanmaması öngörülmektedir. Bu durumda sözkonusu mal ve hizmetler
nedeniyle ödenen KDV’lerin, nakden veya mahsuben iadesi mümkün olmayacaktır.
Diğer yandan 5035 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle KDV
Kanununa eklenen geçici 20/2 maddesine göre 5035 sayılı Kanunun yayımı tarihine
kadar gerçekleşen ve hem tam istisna hem kısmi istisna kapsamına giren
işlemlere ilişkin olarak yüklenilen vergiler, Katma Değer Vergisi Kanununun 32
nci maddesine göre iade edilecektir.
3.12. Teknoloji geliştirme
bölgelerinde üretilen sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları,
sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki
teslim ve hizmetler katma değer vergisinden müstesnadır.
5035 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 1 Ocak 2004
tarihinden itibaren 06.07.2001 tarih ve 24454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa geçici 2 nci madde
eklenmekte ve bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki
yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2013 tarihine
kadar gelir ve kurumlar vergisinden, bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve
AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri de 31.12.2013 tarihine
kadar her türlü vergiden müstesna kılınmaktadır.
Bu düzenlemeye paralel olarak 5035 sayılı Kanunun 11 nci
maddesi ile KDV Kanununa geçici 20 nci madde eklenmekte ve 1.1.2004 tarihinden
itibaren 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji
geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir
veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu
bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları,
sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki
teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesna kılınmaktadır.
Diğer yandan Maliye Bakanlığı’na program ve lisans türleri
itibarıyla KDV istisnasından yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır
belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve
uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetki verilmektedir.
3.13. 1.3.2001 ila
24.04.2003 tarihleri arasında katma değer vergisi iade alacaklarının SSK prim
borçlarına mahsubunu isteyen işverenlerin mahsup talepleri yerine getirilinceye
kadar geçen süre için gecikme zammı uygulanmayacaktır.
Maliye Bakanlığı, 1.3.2001 tarihinde yayımladığı bir
Tebliğle KDV Kanununun 11, 13, 14 ve 15
nci maddeleri uyarınca vergiden istisna olan işlemler ile 29/2 maddesine göre
Bakanlar Kurulunca vergi oranı indirilen teslim ve hizmetlerden doğan katma
değer vergisi iadelerinin, hak sahibi mükellefin kendisinin, ortaklarının ve
mal ya da hizmet satın aldığı mükelleflerin Sosyal Sigortalar Kurumu prim
borçlarının mahsup edilmesi uygulamasına başlamıştı.
SSK Kanununda bu yönde bir değişiklik yapılmaması ve vergi
dairelerince mahsup işlemlerinin SSK prim borçlarının vade tarihine kadar
tamamlanamaması nedeniyle zamanında ödenmeyen SSK prim borçları için gecikme
zammı uygulanmaya başlanılmıştı.
24.04.2003 tarihinde yayımlanan ve 24.04.2003 tarihinde
yürürlüğe giren 4842 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile de 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 80 inci maddesine bir fıkra
eklenmiş ve SSK prim borçlarının, katma değer vergisi iade alacağından mahsubu
suretiyle de ödenmesinin mümkün olduğu SSK Kanununda da hüküm altına alınmıştı.
Kanuna göre, katma değer vergisi iade hakkı sahibi; kendisinin, mal ya da
hizmet satın aldığı veya iştirak ya da ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu
işverenlerin prim borçları için de mahsup talep edebilecektir.
Bu kez 5035 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi ile Kanunun yayımı
tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere Sosyal Sigortalar Kanununa geçici
madde 88 eklenmekte ve 1.3.2001 ila 24.04.2003 tarihleri arasında katma değer
vergisi iade alacağının prim borçlarına mahsubunu isteyen işverenler hakkında,
vergi dairesine süresinde başvurmuş olmaları kaydıyla, Katma Değer Vergisi mevzuatına
göre yapılan mahsup talepleri yerine getirilinceye kadar geçen süre için
gecikme zammı uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır. Kanuna göre uygulanmış olan
gecikme zammı tutarları SSK’nın bağlı olduğu Bakanlıkça belirlenecek usul ve
esaslar çerçevesinde işverenlere nakden veya Kurumun alacaklarına mahsup
suretiyle iade edilecektir.
Bu nedenle 1.3.2001 ila 24.04.2003 tarihleri arasında KDV
iade alacaklarının prim borçlarına mahsubunu isteyen ancak vergi dairesine
süresinde başvurmuş olmalarına rağmen vergi dairesince mahsup talepleri yerine
getirilinceye kadar geçen süre için SSK tarafından gecikme zammı hesaplanan
işverenlerin SSK tarafından uygulanan gecikme zammı tutarlarını nakden veya
mahsuben iade almaları için belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde SSK’ya
başvurmaları gerekmektedir.
5035
sayılı Kanun henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadığından Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmemiş olup, yayımını müteakip gerekli duyurular
tarafımızca yapılacaktır.
Yerverilen konularda ek bilgi istenildiğinde lütfen bizimle temasa geçiniz.
Saygılarımızla,
SİGMA
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.
ACK